Çıkarız Çıkarız Olmadı İtekleriz (Rize_3.Gün)
Çıkarız Çıkarız Olmadı İtekleriz (Rize_3.Gün)
“Biz Kaçtık Yağmur Kovaladı”
Eveeet, gunlerden pazartesi. Her yeni gune biz kimiz, nerdeyiz diye gozumuzu actigimiz icin, oyle isle gucle de su an alakamiz olmadigi icin, gunlerden hangisi haberimiz yokken, sadece turun 2. gunu, 3. gunu diye sayarken hic girmeyiz oyle pazartesi sendromuna falan. Sadece uykumuzu alalim, gune gulumseyerek baslayalim nasil olsa devami gelir.
Sabah alarmin sesiye gozumu aciyorum, ancak bu demek degil ki gece boyunca hic uyanmadim ve kesintisiz uyku cektim. Tamam ilk gunlerden butceyi elden birakmayalim dedik ancak ikinci bir cadir cok da mantikli olabilirmis sis gozlerimize bakacak olursak.


Neyse ki kendimize gelmemiz cok vakit almiyor hele ki cayin oldugu bir kahvaltiyi hayal edince.

Sis de olsa gune gulen gozlerle baslamak cok guzel.


Ohh ortaya bir de muhlama soyluyoruz ki enerjiyi fulleyelim ne de olsa bugun cok rampa cikacagiz. Hedef Avusor Yaylasi.

Bu ilk gun miymirikliklarini atlatmak nedense zor oluyor. Yok cay keyfi, yok esyalari toplayalim, yok iki foto cekelim derken yine dunya saat geciyor. Yolumuz zorlu ancak cok uzun degil sanirim buna guveniyoruz. Sabah 7`de kalkmamiza ragmen yola cikisimiz 10`u buluyor.




Bunlar da yola cikmadan once cektigimiz fotolar,




Gunesin yakici etkisine maruz kalmaktan dolayi cok korkuyoruz, performansimizi acayip derecede dusuruyor. Ancak bunu soylemek icin cok gec saatler 10`u gosteriyor.

Kamp alaninda hatira kalmasi icin bir de amcamizla foto aliyoruz. Ayder`deki bu kamp alaninda rahatlikla kalabilirsiniz. Ayder`in Meyrem Anasi diyince size yol gostereceklerdir. Teyze ve amcam da cok seker mutlaka yardimci olacaklardir.

Nihayet yola cikabiliyoruz.

Neyse ki bir iki kilometre sonra orman icine girip golgelerden faydalaniyoruz da iskencemiz azaliyor.

Tam burada ilk molamizi veriyoruz.



Bir arac yaklasiyor yanimiza. Abilere yolu soruyor ve biraz muhabbet ediyoruz. Onlar da Avusor`a gidiyorlarmis, oyle bir gezip geleceklermis. Isterseniz esyalarinizi verin daha kolay tirmanirsiniz yol zor diyorlar. Serkan ve Emre hemen bagajlari sokup aracin bagajina atiyor. Erkut ile ben ise useniyoruz ve boyle cikariz diyoruz. En azindan yukum birazcik azalsin diye icinde mat, tulum, bot, yastik vs. olan yaklasik 5kg agirligindaki ustteki sari bagajimi veriyorum. Cantayi da ver kizim diyorlar ancak “onu sokmek olum amca ben boyle gelirim” diyorum. Diyorum ama gitmek demesi kadar kolay olmuyor.
Dakikalar ilerledikce gunesin yakici etkisi de artiyor. Agzimizdan gozumuzden ter damliyor. Nerde bir cesme bulsak durup yuzumuzu yikiyor mataralari tazeliyoruz.












Bazi yerlerde yol o kadar kotulesiyor ki boyle kum gibi ve islak. Tekerlerin donmesi bu nedenle ya da koca koca taslar yuzunden imkansiz hale gelince bisikletlerden inip iteklemeye basliyoruz. Bazen o kadar zorlaniyorum ki bisiklet geri geri gidiyor ve beni de surukluyor. Yoruldugumu goren Emre ve Serkan haydi bisikletleri degiselim diyor. Kadro boyu, sele boyu, kilitli pedal derken uymayan seyler yuzunden binemiyoruz o yuzden bos bisikleti de iteklemek zorunda kaliyoruz.



O sicacik havadan eser yok simdi. Bulutlar toplandi hatta yukarida yagmaya basladi. Umarim yagmura kalmadan yaylaya variriz. Bir onceki cesmede saclarimi buz gibi suyla islatmistim, henuz kurumadigi icin simdi kafam donmaya basladi. Serkan “al hacim bendekini de bagla basina diyor”. Icimize isleyen ruzgar yuzunden yelegimi giyiyor posuyu da basima bagliyorum. Iyice dondurma kivamina gelen beynim bas agrisi yapmaya basliyor, ancak vucudum bu serinlikten hic de sikayetci degil. “Guneste haslanmaktan iyidir usumek” diyorum.




Araclari ile bizim esyalarimizi tasiyan Kademali Çalık ve D. Ali Çalık abilerimiz yaylaya az bir yollari kalmisken tam diplerine yildirim dusmus. “Acaba cocuklara bir sey mi oldu neden hala gelmediler, acaba vaz mi gectiler” diye yayladan asagiya dogru donmusler. Gelmeyeceklerse esyalarini teslim edelim diye dusunmusler. Yanimiza geldiklerinde “abi ancak cikabiliyoruz, rampalar bizi oldukca zorluyor, baksana onlar bizi degil biz onlari tasiyoruz” diyoruz. Durumu anlattiklarinda ise cok buyuk tehlike atlattiklarini anliyor ve “Allah korumus” diyerek saskinligimizi belirtiyoruz. Neyse ki tekrar yola koyuluyoruz, yaylada bulusmak umudu ile diyerek.

Yaylaya 1km kadar yolumuz kala abilerimizi suyun yaninda fark ediyoruz.

Emre ile Erkut da yanlarina oturmus bir guzel muhabbet ediyor. Peslerine biz de yetisiyoruz Serkan ile.

Çalık abilerimiz yanlarindaki zeytin. ekmek ve peyniri bizimle paylasiyor. Biz de cantamizdan biskuvi cikartiyoruz. Bu acik hava gercekten insani aciktiriyor. Sehirde 8 saatte zor acikan ben bu yaylalarda 2-3 saatte bir yeme ihtiyaci hissediyorum ki yoldaslarim benden de beter
))



Cok israr ediyoruz bizimle yukari yaylaya kadar gelin hep birlikte birer cay icelim diye ancak abilerimizin isi varmis “gec bile kaldik” diyerek nazikce reddetmek zorunda kaliyorlar. Ama yine de yaylaya kadar bize eslik edip ondan sonra yanimizdan ayriliyorlar. Bu koca yurekli, temiz insanlarimiza ne kadar tesekkur etsek azdir. Bize cok yardimci oluyorlar Allah razi olsun diyoruz bir kez daha.
Ne zaman basimiz dara dusse ya da gercekten yardima ihtiyacimiz olsa pat diye karsimiza birileri cikiyor. Insanligin olmedigini gormek guzel sey.



Yayla`ya tirmanirken bize tarif ettikleri pansiyon sahibini minibusu ile ayrilirken goruyoruz. Bak bunlar bizim tanidiklarimiz, yardimci ol diyorlar. Pansiyon sahibinin Camlihemsin`de isi varmis oraya gidiyor ancak “kizim var Simge, o size yardimci olur durumu anlatin” diyor.


Yeniden asiliyoruz pedallara nerde bu Simge Pansiyon diye. Git git bitmiyor, sor sor pansiyon gozukmuyor, derken yaylanin en sonunda bir yapi dikkatimizi cekiyor. Yoldaki bir bayan ben size yardimci oluyum diyor ve onu izliyoruz. O da pansiyoncunun akrabasiymis zaten.
Kisa tanismanin ardindan durumu anlatiyoruz. Cadir kurmak istedigimizi ancak pansiyonda da yemek yiyecegimizi, cay icecegimizi konusuyoruz. Bisikletleri saglama alip soyle bir dinlenelim diyoruz ki yagmur basliyor. Bu yagmura yakalanmadigimiz icin yuzlerimiz guluyor, mutlulugumuz katlaniyor. “Cok sukur bugun de sansliydik” diyoruz.
Bu da pansiyonun sevimli kopegi Boncuk,

Ogle yemegimizi yiyip, cay faslina geciyoruz ki gunes yeniden aciyor.


E enerji patlamasi yasayan insanlarin soyle bir cevreyi dolasma, Kackarlar`dan gelen sulari deneme zamani geldi.
Biz sulara dalip cikarken, cimlerde taklalar atip foto cekerken titiz Emre bisikletini yikamakla mesgul. Aman Allah`im hem de matarayla! Sonra sira camasirlara gelecek ve Emre tum eglenceyi kaciracak.

Haydi o zaman zengin kalkisi diyerek derenin yanina gidiyoruz. Buz gibi sularin icinde durma cabalarimiz bizi gulmekten olduruyor. Videolari mutlaka izlemenizi oneririm.






Erkut`un Kevser taklidi,

Hmm madem onu yapabiliyorsun, ben de kendime yeni bir atlayis stili buluyum,

Erkut`tan kurbaga sicrayisi hahah
)

Anlasilan Emre camasirlari halletmis, yanimiza geldigine gore ![]()



Yine bir bulut buldum hayatta affetmem, cekin cabuk dagilmadan ![]()

Bir foto asigi bir cigdeme kafayi takarsa,





Kemerli Kackar,




Emre camasirlarini asarken biz foto cekmeye devam ediyoruz.


Bir yayla dusunun ki tum canlilar huzurlu ve mutlu, iste burasi orasi Avusor Yaylasi.


Nihayet Boncuk`un gonlunu aliyorum. Kendini sevmeme izin veriyor.

Sonra birden irkilerek kalkiyor,

O bakinca biz de bakiyoruz yukari ve gozlerimize inanamiyoruz. Herhalde bi 30 kisi varlar. Kim bilir hangi rotayi asacak trekking ekibi.

Bu arada cok komik bir olay gerceklesiyor. Elimde SLR, ayagimda parmak arasi terlik agzim havada foto ceke ceke giderken birden dengemi kaybedip asagi kadar dusuyorum. Evet bir sey ayagimin kaymasina sebep oldu. Duserken de bir yandan donuyorum bir yandan da makineye bir sey olmasin diye elimi havaya kaldiriyorum. Dusmeme neden olan sey hayvan pisligi hem de oldukca taze ve kaygan
) Sol bacagimi taslar yirtinca ciziklerden kan suzuluyor. Bacagimi buz gibi suyla yikayip igneler batarmis gibi aci cekerken “ne oldu” diye soran arkadaslarima “ ne olacak, b*ka basip dustum.” diyorum. Bu rampa tirmanirken ya da yayladan asagi inerken olmus bir kaza degil. Hani viraji alamadim uctum dersin de bi karizman olur. Ee Kevser anlat bakalim bu sene dustun mu hic, dustuysen nasil dustun? Eee sey abi, yaylada bi b*ka bastim, tazeymis sicakmis, o kaydi sonra ben kaydim derken yuvarlandim iste hahahha
) Neyse ki ustume basima bulasmadi, bu da bir sey.
)
Hep bu trekkingcilerin yuzunden, dikkat dagitmasaniza kardesim oyle tirtil gibi gidiyorsunuz sinsice
)

Aksama dogru Simge geliyor bahceye ve “hazirsaniz cikalim” diyor. Bizi Turkcell tepesine goturecek. Bir tek o tepede cekiyormus e hadi bakalim gezmis oluruz diyoruz.







Ayagimda sipidik terlikler dag tepe asiyorum. Bu kadar yol gidecegimizi bilsem botlarimi giyerdim diyorum. Islak cimlere ciktikca yine kayiyorum aman haa ikinci bi yuvarlanma vakasi gecirmeyim. Niye dustun? Eee ey sipidik terlik vardi o kaydi hahaha
)) Bu sirada yine yagmur atistirmaya baslayinca biz de “amanin cabuk olalim” diyoruz.

Icimizde tek Turkcell hatti olan Erkut, o cekiyor mu diye kontrol ediyor biz de onu kontrol ediyoruz hahah
Kendime de kizmadan edemiyorum. Bunca sene Turkcell kullan tura bi hafta kala git numarani tasi al iste sana mustehak diyorum.



Biz dag tepe asip sinyal ararken muhtesem bir doga olayi ile karsilasiyoruz. Daglarin arasinda dolan sis ve arkasinda batmak uzere olan gunes. Bu muhtesem pozlar kacmaz, iyiki makineleri yanimiza almisiz diyoruz.




Ailelerimizi arayip nerde oldugumuzu ve iyi oldugumuzu soyleyerek konusmalari oldukca kisa kesiyoruz, zira hava karardi kararacak.

Ve gunes batar,

Her sey ne kadar da guzel degil mi? Bu kadar yolunda giden sey insani rahatsiz ediyor etmeli de.
Tepeye cikmadan once,
_Erkut cadiri orda mi birakacaksin?
_Hee
_Yaw ucar falan bari kaziklarini caksaydin.
_Yok yaa bir sey olmaz.
Dondugumuzde bir bakiyoruz ki Erkut`un cadir yerinde yok. Amanin diyoruz nereye kadar gidebilir ki? Hava da karardi, goz gozu gormez hale geliyor. Erkut henuz gelmemisken Emre ile Serkan cadiri aramaya gidiyor suyun yanina inerek. Emre de terlikle kayip dusunce cikip geliyor ve Serkan tek basina devam ediyor. “Serkan geri don, su kim bilir onu nereye surukledi” diye bagiriyorum. Baya bir bakindiktan sonra suyun tam orta yerindeki kayalara takilip kaldigini goruyor ve bulmanin sevinci ile donuyor. Erkut dondugunde yahu boyle boyle oldu diyoruz. Adam o kadar rahat ki “hadi yaa, nereye kadar gitmis” diye tepki verince ben iyice sasiriyorum Erk`teki gamsizliga.
Iceride aksam yemegi hazirlanirken Serkan ile Erk cadiri kontrol ediyor.
_Erkut dikkat et ayagina polleri ezme.
_He yaa salagim ya ben kirarim simdi.
Az sonra catirt diye bir ses geliyor ve polun kirildigini gorunce uyarimin ustune ikinci kez olay gerceklesince gulmekten kendimi alamiyorum. Serkan da “yahu cadir o kadar suruklenmis bir sey olmamis Erkut nasil kirmayi basardin?” diyince biz iyice kopuyoruz. Enteresan ama Erk hala rahat. Simdi de polleri bantlayarak tutturmaya calisiyorlar. Simge hic bosuna ugrasmayin, zaten yagmur yagacak buyrun iceride misafirimiz olun diyor. Cadir madir kurmaktan da vazgeciyoruz. Ancak bunu bir sartla kabul ediyoruz. Yukaridaki odalari ve yataklari sen hic bizim icin acma, bizim tulumlarimiz matlarimiz var. Biz burdaki salonda divanda yatariz diyoruz. Yok mok olur mu oyle sey derken nihayet anlasiyoruz.

Ay bi banyo yapalim da kendimize gelelim diyorum amma ve lakin isitici da bozulmus. Serkan anlar bi baksin diyoruz ama o da cozemeyince gugumde isitilmis azicik suya kaliyorum. Ben ki su uzun kivircik saclari temizleyip acmaya 10 litreden fazla su harcayan Kevser maalesef 5 litre suyla tum vucudumu aradan cikartmak zorundayim. Saclarim da bildiginiz keceden farksiz durumda. Hani krem sursem onu durulayacak kadar su da yok. Sag olsun “bes dakika sonra su getirin, bakin sakin unutmayin ama dedigim arkadaslarim da muhabbete dalinca yaylanin buz gibi suyuyla titreye titreye “amanin dondum, amanin hoyyy” diye durulanmak zorunda kaliyorum. Haa bu arada asagida sicacik soba yaninda mayisanlari da bolca aniyorum
)
Hani evsiz barksiz sokakta yasayanlarin karma karisiktir ya saclari ha iste aynen oyle cikiyorum banyodan hahaha
)) O saci acmak tam yarim saatimi aliyor. Ben taramaya calistikca odadakilere afakanlar basiyor. “Kevser sen kes at bunlari yaa deli misin kizim turda boyle sac mi olur?” diyorlar. Oldu o zaman her tur icin kafayi sifira mi vurduruyum? “Zaten dazlaktim onceden zor uzadi, cok kiymetli hayatta kestirmem” diye cevap veriyorum.
Cay demliyor yanina da bakkaldan aldigimiz biskuvi, gofret, abur cuburlari cikariyoruz. Herkesin gozunden uyku akiyor. Daha fazla dayanamadan herkes uyku moduna geciyor. Iceride tam dort tane divan var, ucumuz birer tanesini seciyoruz, Emre de yerde yatacagini soyluyor. “Ssss sakin horlamayin haa, dun gece de uyutmadiniz zaten” dedikten sonra uyku icin son hazirliklarimi yapiyorum. “Sana da iyi geceler Kevser, hadi uyu artik” diye yine beni gecistiriyorlar. Tabi horlayanlar onlar, uyuyamayan benim. Ben de oyle uyusam cok da tin derdim.
Tur Bilgileri
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Ayder – Avusor
Katedilen Yol: 11 km
Tirmanis Suresi: 2:25
Toplam Tirmanis: 1050m
Ort Hiz: 4.72
Leave a Comment