Hakkında
KevSerSeri Kimdir, Bisikletle Nasıl Tanıştı ve Şimdi Neler Yapıyor?
Kevser daha 3 yaşındayken jimnastik ile spora başladı. Ama bu tahmin ettiğiniz gibi kursa giderek olmadı. Televizyonda gördüğü hareketleri taklit ediyor dayısı da ona yardımcı oluyordu. Vücudunun aşırı esnekliğini fark eden çevresi, “yollasanıza şu çocuğu bir kursa” diyerek ailesine baskı yapıyor, ancak oturdukları yerin merkeze olan uzaklığı bunu imkansızlaştırıyordu. Herkes onu balerin olacak zannediyordu.
İçinde spor sevgisi gittikçe büyüyen ama halen minik sayılan Kevser, 4 yaşında yüzmeyi 5 yaşında basketbol oynamayı öğrendi. Zaman geçtikçe toplum tarafından bayanlara yakıştırılan sporlardan uzaklaşıp kendini sert erkek sporlarının içinde buldu. Hemcinsleri ip atlarken, bebekle oynarken o demirlerden atlayan, komando gibi yerlerde sürünmeyi seven, erkeklerle basketbolda kıyasıya kapışan bir kızdı. Ortaokuldayken nihayet bir basketbol kursuna gitti. Bunu voleybol ve tenis dersleri izledi.
Üniversiteye geldiğinde her gün spor çantasıyla okula gidiyor içinde bir basketbol, bir voleybol topu, iki de masa tenisi raketi ve filesini taşıyordu. Sabahtan akşama kadar sahalardan çıkmıyor ancak derslerini de kaçırmıyordu. Kitapları hiç sormayın! Ağırlık yapıyor diye ya hiç almıyor ya da yanında taşımıyordu. Genelde sınav zamanında fotokopi çektirenlerdendi. Buna rağmen fizik bölümünü onur listesinde yer alarak bitirdi. Çünkü o, “sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur” sözüne yürekten inanıyor, spor yaptığı zaman kendini çok sosyal ve mutlu hissediyordu.
2000 yılında sağ dizindeki menisküsü yırtarak spora ara vermek zorunda kaldı öyle ki merdiven inip çıkamayacak düzeyde sakatlığı ciddiydi. Doktor kayak, tenis, basketbol gibi dize baskı yapacak çoğu sporu yasakladı ve bu yıllar onun için çok büyük bir kayıptı. Yüzme ile spor hayatına devam etti. Sade gelen hayatını “çivi çiviyi söker” diyerek doğa yürüyüşleriyle renklendirdi.
5 yaşında ilkokul 1.sınıftayken izlediği bir bilim kurgu filminden bu yana bilim adamı olmak istiyordu. O yüzden üniversite tercihlerinin tamamını fizik ve fizikle alakalı şeylerden seçmişti. 2003 yılında fizik lisans eğitimini tamamladı. Bir hocasının “okulda kal” çağrısına “bu okulda bilim yok, aynı makaleleri evirip çevirip yazmak bilim değildir” diyerek ideallerini gerçekleştiremeyeceğini anlayıp dershanelere yöneldi. Dershanede öğrencilerle iletişimi çok iyiydi. Stand-up havasinda geçen dersleriyle fizik gibi bir dersi TM gruplarına bile sevdirerek öğretmenin önemini herkese gösterdi. 2005 yılında yüksek lisans yapmak için Gazi Üniversitesine geri döndü. Akşamları derse giriyor gündüz ise kendine yeni uğraşlar arıyordu. Bir gün okulda, “yoga kursu” afişini gördü. Yeniden o esnek yıllarına dönüp “yapabilirim” diye düşünerek haftada iki kez yogaya gitmeye başladı. Adrenalin ve takım sporlarından sonra yoga ona çok yavan geldi, ancak bir ay devam edebildi. O da parasını önceden ödediği için. Gazi Üniversitesi bünyesinde GÜDAK diye bir şey duydu. Gazi Üniversitesi Doğa Sporları Arama Kurtarma Merkezi’nde aradığı şeyi bulabileceğini düşünerek yolu tuttu. Tüm birimler hakkında bilgi aldı ve sonunda yamaç paraşütüne başlamaya karar verdi. Ancak eğitimlerini ve sınavlarını kaçırdığı için bu birime giremedi. Bir gün kendisini tesadüfen bisiklet birimi toplantısında buldu. Toplulukta bulunan kişileri şöyle bir tarttı ve onlarla anlaşamayacağı kanaatine vardı. Ama yine de toplantılara katılıp etkinleri takip etti. Kevser en son, 10 sene önce bisiklete binmiş ve hayatında daha önce hiç vitesli bisiklet kullanmamıştı. O yüzden kendine bu konuda pek güvenemiyordu.
İlk gezisinde, arkadaşlarının hangi vitesi nasıl kullanacağını tarif etmesiyle 50 km yol yapmıştı. Bu onun için büyük bir başarıydı. Tur sonunda dağıldığını söyleyen Kevser’e çevresindeki herkes “yakında bisikleti bırakır” gözüyle bakıyordu. Ancak o, önyargıyla yaklaştığı kişilerle öyle bir dostluk kurmuştu ki sadece toplantılara arkadaşlarını görmeye bile gidiyordu. Bisiklet sporu sayesinde dizindeki yırtığa ameliyatsız çözüm buldu. Bisiklet sporu, özellikle bacaktaki kas gruplarını kuvvetlendirdiği için dizine binen yükü azaltmış ve onu eski sağlığına kavuşturmuştu. Sanılanın aksine bisikleti asla bırakmadı!
Kevser tekrar dershanede işe başlayınca programı sıkıştı. Hafta sonları ve gündüzleri doldu. Hem yüksek lisans hem de iş hayatını bir arada götürmeye çalışan Kevser’in artık hiç boş zamanı yoktu. Bir tek Pazartesi günleri boştu o da ütüyle ve çamaşırla geçiyor, kimseyle ortak bir şey yapamıyordu. Artık hayattan zevk almamaya başlamıştı. Ama yine de bisikleti bırakmadı, yaz kış demeden arkadaşlarıyla gece antrenmanlarına çıktı. Bu onun için bir deşarj noktasıydı. Yüksek lisansı bittiğinde dershane yönetimi öğrenciler tarafından seviliyor diye onun ders saatlerini arttırdı. Hem diğer hocanın derslerini verdiler hem de TM gruplarında fizik dersleri koydular. Ancak ücrette bir değişiklik olmadı. O kadar mutsuzluğun üzerine bir de bu olayı yaşayınca işten istifa etti. Dershane öğretmenliğinin sosyal yaşantısını kısıtladığını, bu yüzden de kendine göre olmadığını fark etti. Bir daha asla mesleğine dönmedi.
Bisiklet artık onun hayatında ayrı bir yerdeydi. Arabayla 5 yılda 6.000 km yapmışken bisikletiyle 2 senede 12.500 km yol katetederek çevresindeki herkesi şaşırtmıştı. Şimdiye kadar Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde ve Amerika’da 30.000km’nin üzerinde yol yaptı. Kevser’in bisiklete olan tutkusuyla sosyal projeler ve bisikletli yaşam için çalışacağı aşikardı.
Kevser’in bisikletli yaşantısı şu şekilde gelişti;
*** 2005 yılında ilk olarak vitesli bisiklet kullanmayı öğrendi ve ilk defa trafiğe bisikletle çıktı. Başlangıçta trafiğe sadece arkadaşlarıyla çıkıyordu. Okula Konya yolundan bisikletle gidip gelirken her yol ayrımında durup arkasından gelen araçlara bakıyor yolun boşalmasını bekliyordu. Şimdi ise araçlar onu bekliyor!
*** 2006 yılında ilk şehir dışı turunu Güdak ile Eskişehir’e yaptı. Burada büyük bir kaza geçirdi ve derin yaraları açıldı. Ama o bunlara aldırmadan iyileşince bisiklete devam etti.
Okul gezileri yetersiz geldiğinde PedalSesi Bisiklet Topluluğu sayesinde internetten yeni arkadaşlar edinip daha fazla geziye katıldı hatta çoğunu kendisi organize etti. İlk kez okul dışında kendinden yaşça büyük “amca” diye tabir ettigi insanlarla Yozgat’a gitti. Hattuşaş’ı gezdi.
*** 2007 yılında ilk kez Konya, Antalya, Muğla, Kayseri ve İstanbul’daki bisikletçilerle tanışmak ve farklı coğrafyalarda değişik kişilerle pedallamak için organizasyonlar yaptı. Bu sayede internetteki sanal bağ kırılıp gerçek dostluklara dönüştü. Türkiye’deki bisikletçiler bir araya gelmeye ve birlikte organizasyonlar yapmaya başladılar.
İlk kez 2007 yılında arkadaşlarıyla Karadeniz yaylalarına bisikletle gitmeye karar verdi. Onu ne iki gün önce Elmadağ’da antrenman yaparken çıkan serçe parmağını ne de açık ağır yaraları durduramadı! Bir kere kendisi gibi hayalleri heybesinde olan arkadaşlarına söz vermiş, biletler çoktan alınmıştı. Çıkan parmak atellendi, açık yaralara pansuman yapıldı ve o yine yollara düştü. İmkansız gidemezsiniz denilen trekking rotalarından haritasız, gps’siz yol sora sora bakir doğayı keşfettiler. Sis çöktü, ormanda kayboldular, ayı inine girdiler, 2 gün aç kaldılar, bir lokmayı 5 kişi paylaştılar. Heyelan bölgesinde sırtında bisikletleri 8 saat, 12 km taşıdlar. İşte zorlukla karşılaştıkları o gün, gerçek dostları tanıma fırsatı buldular. Yürürken ayağı kaydı kafa üstü kayaya çakıldı, bisikleti üstüne yıkıldı. Arkadaşları onu hareketsiz görünce bayıldı zannederken o, yürürken bile kafasından çıkarmadığı kaskın önemini bir kez daha anladı. “Artvin’i Keşfe Çıktık” adıyla tur yazılarını ve videoları internette yayınlayarak doğa bisikletçiliği kavramını ve Karadeniz’in zorlu coğrafyasını insanlara tanıttılar.
*** 2008 yılında Likya Yolunu ve Doğu Akdeniz turunu bisikletle tamamladı. Anadolu’da yaşayan farklı Uygarlıkları ve kültürleri tanıttı. Peşine Kars, Ardahan, Artvin ve Rize’yi kapsayan Kars’taki Ani Harabelerinden yola çıkarak “Ani’den Çıktık Yola!” adlı bisiklet turunu gerçekleştirdi. Ermenistan sınırını, İpek Yolu köprüsünü ve farklı dinlerin mimari yapılarını tanıttı. Borçka Karagöl’e tırmanırken dağdan aşağı uçarak ölümle burun buruna geldi. Şanslıydı ki ufak bir kesiğin dışında hiçbir şey olmadı. Kaçkarlar’da Yukarı Kavrun Yaylasına yüklü bisikletlerle tırmanan ilk bisikletçiler oldular.
*** 2009 yılında “Toroslar’ın Etekleri Zil Çalıyordu” adlı turuyla Eğidir’den Serik’e pedallayarak Torosları aştılar, muhteşem Akdeniz coğrafyasını Yazılı Kanyon ve Köprülü Kanyonu tanıttılar.
Kevser 2009 yılında eğitim için Amerika’ya gitti. İlk iki hafta uzun mesafeler yürümek zorunda kaldığı için çok zorluk yaşadı. İlk fırsatta ikinci el bir bisiklet aldı ve her gün ulaşımda bisikleti kullanmaya başladı. Bu şekilde hem parası cebinde kalıyor hem de şehri daha iyi tanıyordu öyle ki turistlere yol tarif eder olmuştu. Bisikletle keşfettiği doğal güzellikleri, bisiklet yollarını, bisikleti yaşama nasıl dahil ettiklerini alıcı gözüyle inceliyor, fotoğraflandırıyor ve Türkiye ile paylaşıyordu. Kevser, bu sistemleri Türkiye’de uygulamak için halen projeler geliştirmeye devam ediyor.
*** 2010 yılında yine Rize yaylalarına gitti. “Haçen siz oralara nasıl gideceksunuz da!” diyenlere tura ismini veren “Çıkarız Çıkarız, Olmadı İtekleriz” cevabıyla 2700 metrelerin üzerine çıktı. Bulutların üzerinde akşam yemeği yemenin zevkini tadarak bunu tüm doğa dostları ile paylaşti ve yaylaların tanıtımı yaptı. Amacı insanları özendirerek alternatif turizmin gelişimine katkı sağlamaktı.
*** 2011 yılında yine bir ilki gerçekleştirerek 2700 metredeki Verçenik ve Haçivanak yaylalarına tırmandılar. Bu sefer bisiklet rotalarını GPS ile profesyonelce kaydederek sonradan gitmek isteyenler için yayınladı. Kevser “Verçenik’in Yolları Taştan” isimli bu turuyla Karadeniz’in en zorlu yollarına sahip yaylalarına bisikletle nasıl gidileceğini, bunun hayal olmadığını, turist görmeye alışkın olmayan insanların samimi duygularını ve yörenin kültürünü paylaşarak insanlara tanıttı.
*** O, yüklü bisikletle zorlu Karadeniz coğrafyasını aşan tek kadın bisikletçiydi! Bu anlamda kadın-erkek birçok bisikletçiye örnek oldu. Onun çizdiği ve yayınladığı rotalardan birçok bisikletli yollara düştü. Özellikle Doğu Karadeniz yaylaları için büyük bir arşiv oluşturdu. Halen birçok kişiye doğa bisikletçiliği konusunda ışık tutan Kevser, “bir bisikletliyi daha ülkeme kazandırabilirsem bana yeter” diyerek bisikletle yolculuk yapmak isteyen herkese özel olarak yardım ediyor.
*** KevSer öncelikle Güdak’ta aktif olarak görev aldı. Daha sonra PedalSesi Bisiklet Topluluğu’nun organizasyon koordinatörlüğünü üstlendi. Şimdi ise Bisikletli Yaşam Derneği’nin Genel Sekreteri olarak bisikletin ve dolayısı ile ülkemizin gelişimi için projeler üretmeye ve yürütmeye devam ediyor.
Ailesi ve çevresi karşı çıktı “gidemezsin” dediler.
Ama o, kimseyi dinlemedi!
Birçok kişi “sen yapamazsın” dedi.
O, “bana neyi yapamayacağımı söylemeyin” dedi!
“Hevesi geçer, nasıl olsa bırakır” dediler.
Ancak; bisiklet tutkusu gün geçtikçe arttı!
“Kız kısmı bisiklete mi binermiş?” dediler.
O, Türkiye’deki bayanlara örnek oldu!
“Kız başına dağlarda ne işin var?” dediler.
O, “ben gidiyorum, benimle gelmek isteyen var mı?” dedi!
“Erkekler için bile çok zor, beceremezsin” dediler.
Çoğu erkeğe taş çıkarttı, örnek oldu!
“Kiminle gideceksin azıcık insansınız” dediler.
O, ülkesine yeni bisikletliler kazandırdı!
“O kadar yol bisikletle gidilir mi hiç? dediler.”
O, 30.000 km’nin üzerinde pedalladı!
Yol yok, iz yok, geri dön, gitme, dediler.
“O zaman, ben de kendi yolumu çizerim” dedi.
“Hiç korkmuyor musun, ya başına kötü bir şey gelirse!” dediler.
“Ölümse korkulan hayatta, o zaten her yerde çıkabilir karşına. Gözü kara olmak lazım şu dünyada” dedi.
“Türkiye’de bisiklet yolu yok. Nerede bincek bu millet?” dediler.
“O zaman biz de yaparız” dedi!
5 Comments
Serhat Çakır
Muhteşem bir hayat öyküsü. Şiir gibiydi. Benim için çok iyi bir ilham kaynağı olabilirsiniz. Katkılarınız ve paylaşımlarınız için teşekkürler.
26 Ara 2011 07:12 pm (@-)
KevSerSeri
Serhat Bey katılımınız için teşekkürler. Umarım bir gün "Kariyer Yolunda Bisikletle Gidenler" adlı bir sunuma katılmıştım hayatım değişti diyenlerden olursunuz.
26 Ara 2011 08:12 pm
Serhat Çakır
İnşallah , öyle ümit ediyorum.Teşekkürler.
27 Ara 2011 04:12 pm (@-)
Yusuf Çelik
“normal” i yaşamayan, hayallerinin peşinde yılmadan, arkasına bakmadan başkalarının değil kendi hayatını yaşayan cesur kadın yolun açık olsun:)
17 Oca 2012 06:01 pm (@Twitter)
KevSerSeri
Çok teşekkür ederim. Hayat çok kısa! Başkaları için zaten yaşıyoruz ama bence önemli olan arada sırada ruhun ait olduğu bedeni de özgür kılmak gerekiyor.
17 Oca 2012 06:01 pm
Leave a Comment