Mangallı Göksu Turu (27.08.2006)
Selam millet. Duyuruları takip ettiyseniz sabah 7.30da Çiftlik Kavşağında buluşup Göksu istikametinde yol alacağımızı görmüşsünüzdür. En iyi yol bildiğin yoldur derler. Bunu çok iyi bilmeme rağmen bir yere yetişecekken veya gecenin bir körü nedense yeni yollar keşfedesim gelir. Bugün de öyle oldu. Konya yolundaki emniyetin ordan bi giriyim bakalım aynı yola çıkması lazım dedim. Gittim gittim bir metro istasyonuna geldiğimde tabelaya baktım batıkent, ostim yazıyordu. Haydaaa nerde kaldı bu çiftlik kavşağı en iyisi soruyum diyerek yakaladım birisini. İstanbul yoluna sap bacım o seni götürür dedi. Sanki yürüyen şerit vardı yolda. O kadar pedal çevirmişsin bilmem kaç hız yapmışsın adamın umrunda mı. Sorsanız, ben söyledim, yol götürdü der.
Neyse vardığımda Emre oradaydı. Sakın ha geç kaldım zannetmeyin tam 7:30da yanındaydım… Bi Kenan eksik nerde kaldı dur bi arayım diye elimi telefona attığımda Kevs ben gelemicem üzgünüm, bacaklarım çok ağrıyor mesajını gördüm. Enteresan bi msjdı. Ken hiç böyle yapmazdı… Yazdığı cümle beni tatmin etmemiş olacak ki yol boyunca neden gelmemiş olabilir acaba diye düşündüm… Emre, Murat, Mahir ve Kevs(ben) çıktık yola…
Carrefourun önünden geçerken Güneş ile bize yeni katılan Sercanı da gruba katıp yolumuza devam ettik. Gittik gittik derken ilerde bir de ne görelim. Eryamanda oturan Büyük Yavuz, Göksu bana çok yakın, ne yani bgn ben bisiklet süremeyecek miyim diye dayanamamış olacak ki çıkmış geliyor ters istikametten. E bi önceki gün Kazana sadece çay içmek için gidip gelenden de bu beklenir. Evden çıktığımdan Göksuya kadar toplamda 26km yol almış ve bir saat zaman harcamıştım. Ouw gün geçtikçe performansım iyice artıyor, bu da beni sevindiriyordu.
Yavuz Abi önceden örtüleri sererek tuttuğu masaya götürdü bizleri. Sağolsun termosla buz getirecek kdr ince düşünceliydi. Hadi yine iyiydim. Yine bana buzlu ayran tatma zevki yaşattılar. Apartmanda işleri olduğu için çok uzun süre bizlerle takılamadı. Arada sırada gelip gitti. Hatta kusura bakmayın sizi iyi ağırlayamadım diye mahçup sözler sarfetti. Bu bizler için gerçekten önemli değildi. Sonuçta piknik yapmaya gitmiştik. Gölün kıyısındaki cafelerden birinde de çayımızı içtik. E daha nolsun… Gönül onun da bizlere katılmasını isterdi tabi. (Gönül kim
) Güneş ise işinin olduğunu sadece bizlerle tanışmak ve biraz da olsa yolda eşlik etmek için geldiğini söylerek daha biz mangalı yakmadan ayrıldı…
Tur bitmesine yakın iki senedir bisiklete binmediğini söyleyen Mahir güneşten kavrulmuş ve harap olmuş da olsa başlangıç için iyi bir performans sergiledi. Sercan da hızını alamamış olsa gerek ki; Konyada okuluna döndüğünde bir kulüp kurmayı, hatta akşamki pedalsesi toplantısına Batıkentten bisikletle gelmeyi planlıyordu. E tabi gençlerin önünü açmak, onları yetiştirmek, uzun turlarda yanımızda götürmek lazım… Neden? Çok dik rampalarda her an ihtiyacım olabilir. Şimdiden yetiştirmekte fayda var
Ayrıntılar fotolarda…
Mangalcılar iş başında. Ustabaşı Murat ve yardımcısı Emre. Yaptığın işi yüzüne gözüne bulaştırma dedikleri bu olsa gerek.(bknz Emrenin sol yanağı) ehuehu

Mahir-Murat-Emre-Sercan-Güneş

Sabit duramam, buralar bana dar gelir diye çıktım yine bi yere…

Kimi soğan doğrar kömür karalı elleriyle, kimi tavuk soslar sabunladığı elleriyle… Tadı karasındaymış Muratın dediğine göre:)

Ohh cızbız… O tavukların hepsini ben sosladım vıcık vıcık:(

Acaba Murat nereye daldı soğanı kabuğuyla yiyecek kadar?

Bi de büyük biber tatlı olur derler yalana bak…

Kevs-öndeki Murat-Sercan-Emre-Mahir-B.Yavuz

Hep biz mi dizilicez sıraya. Bu sefer de bisikletleri sıraladık.

Millet aqua parklarda kaydıraklardan kayarken, sahillerden denize koşarken biz de ancak bu kadarını yapabiliyoruz. Napalım:(

Şu suyu görüp de atlayamamak inanın çok acı verici:(

Muhabbet ortamı…

Her şeyden önce Türküz kardeşim. Çay içmeden geziyi sonlandırır mıyız hiç:

Ordan denedim burdan denedim bi türlü güzel foto çekemedim. E yol kalabalıktı korktum tabi biraz…

Bir kaç denemeden sonra ancak bu kdr yakalayabildim Muratı…
