Kayseri Ziyaretimiz-2.Gün (04.04.2007)
Merhabalar,
Dün çok yorulduğumuz için Pazar günü 10’a kadar uyuduk. Arkadaşlar lobiye inene kadar şöyle bir tur atıyım diyerek fırladım dışarı. Kayseri ya turisti çabuk anlıyor! Rahatsız edici bakışları fark edince hızlı hızlı yürümeye başlıyorum meydanda. Acaba kimse sorsam diye bakınıyorum. Uygun birini bulduğumda kahvaltı yapabileceğimiz güzel bir simitçi olup olmadığını sordum? Oradan dönüşte de otobüs firmasının servis saatini öğrendim. E koca çantalarla gezecek değildik ya bütün gün!
Merkezde adım başı tarihi yapıyla karşılaşıyorsunuz.



Otelden ayrılıp önce bagajlarımızı bıraktık, sonra önerdikleri simitçiye gittik. İki katlı büyük bir simitçiydi. Çayı enfes, simitleri harikaydı…

Berkaylar gelene kadar şöyle bir şehir turu atalım diyoruz…



Merkezde çok geniş park alanları var. Tarihi yapıların önünde mutlaka oturup dinlenebileceğiniz bir alan bulunuyor…

Gevher Nesibe Medrese ve Şifaiyesi;

Ve sonunda Berkay aramıza katıldı. Mimarların tartışmasız en büyüklerinden biri olan Koca Sinan önünde bir hatıra fotosu alıyoruz.

Trafiğin az olması dikkatimiz çekti dediğimizde Kayserili arkadaşlar şaşırıyorlar. Karşıya geçmek için ışığın bitmesini bekleyemiyoruz, çünkü yollar bomboş. Forumdan geleceğimizi okuyarak bizi takip eden Said de aramıza katıldı. Muhabbet ederek şehri turluyoruz.

Yorgunluğumuz atmak için büyük parka dalıyoruz. İsmail ile Fatih de bize katıldı.

Parkta dolaşırken başka bisikletçi arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Ankara’dan geldiğimizi söyleyerek tanışıyoruz tek tek.

Kayseri’de çok fazla bisikletçi olmasına rağmen profesyonel anlamda uğraşan pek yok. Gençler çoğunlukla akrobasi yapıyor, kısa şehir turları atıyor. Uzun yol adına çok uğraşan yok. Ben de bu yüzden ‘birlik olun gençler, sesinizi duyurmaya çalışın’ diye öğütler vererek ayrılıyorum oradan!

Parkın çıkışında tarihi bir mezar;



Yüce Erciyes’in şehirden görünüşü.

Başladığımız noktaya geri döndük. Son hatıra pozlarını alıp arkadaşlardan ayrılıyoruz Ankara’ya gelme sözü alarak. İnşallah o zaman birlikte pedal basmak da nasip olacak.


Bir şehir turumuz da böylece sonlanmış oldu. Oh be Kayseri’yi de gördük oradaki bisikletçilerle de tanıştık dedik.
Kim bilir! Bir sonraki geziye belki de sizin şehrinize uğrarız!..
Tüm pedaldostlarıyla tanışabilmek, ortak bir noktada buluşabilmek dileğiyle hoşça kalın.
Kayseri Ziyaretimiz-1.Gün (03.03.2007)
Merhaba Pedal Dostları,
Pedalsesi Ailesi olarak bir şehrimizi daha ziyaret ettik. Kayseri’deki bisikletçi arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle tanıştık. En yakın zamanda Ankara’yı ziyaret etme sözünü alarak döndük başkente.
Gece 24:00’da Aşti’den başlayan yolculuğumuz sabah 4:30’da Kayseri’de sonlandı. Daha önceden Berkay ile konuştuğumuza göre bisikletleriyle bizi terminalden almaya geleceklerdi. Ancak ortada şöyle bir sorun vardı! Bizde İsmail’den başka kimsede bisiklet yoktu.
Peki nasıl gidecektik kalacağımız yere?
Kalacağımız otel nerdeydi ve adı neydi?
Hiçbir bilgimiz yoktu. Çünkü biz kendimizi onların geleceği saate göre ayarlamıştık. Otobüs söylenenden yarım saat önce terminale varınca ve bir sonraki servisin 45dk sonra olduğunu duyunca heyecanla hangisi merkeze gider diyip atladık son anda birine. Yolda sürekli Berkay’ı ve İsmail’i arayıp. Boşuna zahmet etmeyin, biz servise bindik, nerde ineceğimizi söyleyin diye ulaşmaya çalıştım. Ara ara ara bir türlü telefonları duymuyorlardı.
Ve işte Berkay telefonunu açtı..
Kevs: Alo Berkay biz servise bindik merkeze doğru gidiyoruz. Boşuna gelmeyin, geri dönün.
Berk: Kevser abla az kaldı geliyoruz.
Kevs: Hayır hayır biz yoldayız, siz nerdesiniz? Nerede inmemiz gerekiyor?
Ahanda gördüm iki bisikletli geçti karşı şeritten şimdi. Siz de bizi gördünüz mü? Geri dönün..
Servistekiler heyecanlanarak ‘Burada da birkaç tane var bakın!’ diye ilerideki bisikletçileri işaret ederek bize gösterdiler.
Berk: Otogarda inin o zaman, demesiyle birlikte attık kendimizi servisten aşağı.
O andan itibaren tüm Kayseri Ankaralı bisikletçilerin Kayseri’ye geldiğini öğrenmiş oldu…
İşte biz…

İşte hepimiz… (Sabahın köründe üşenmeden uykusunu bölerek bizi karşılamaya gelen tüm bisikletçi arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.)

Bekle bizi Erciyes! Geliyoruz birazdan.

Şehirde dolanırken adım başı yukarı kaldırılıp kilitlenen bisikletler dikkatimizi çekiyor. Merkez ve civarı oldukça düz. Yollar geniş ve trafik oldukça az. Profesyonel anlamda kullanan pek gözüme çarpmasa da ulaşım için bisiklet Kayseri’de olmazsa olmazlardan.

Ve işteee Erciyes’teyiz,
Vahşi İç Anadolu’nun en hızlı memuru sevgili annem silahlarını çekmeye hazır vaziyette…

Bağlantıları kuvvetli -Temiz Kalpli Harry- annem bir arkadaşının yeğeninin orada görevli olduğunu öğrenir ve not alır. Sağ olsun onun sayesinde kayak takımlarını ucuza kiralıyoruz.

Sebahat (Zabaat), Berk(ay), Kevs(er), (Me)sut, Fatih, İsmail, Nurgül, Er(h)an…

Kayakları ucuza aldık tamam ama peki ya telesiyej? Telesiyejin 8 ytl teleskinin 4 ytl olduğunu duyunca aman ne gerek var, biz yürüyerek çıkarız diyip yükledik kayakları sırtımıza. 100 m kadar yürüdükten sonra yorgunluktan serildik yerlere…

Daha gidecek çok yol var ama gözümüz yemiyor…

Bir huzur kapladı içimi. Ohhh diye çekiyorum mis gibi oksijeni ciğerlerime.

Yarım saatte çıktığımız yeri 2 dakikada inince sinirlerimiz bozuluyor. Tuğba, Nurgül ve Mesut hallerinden memnun. Çünkü ilk defa kayak ve snowboard deniyorlar.
Baktık olacak gibi değil 20lik toplu çıkış aldık teleskiden. Erhan daha önce denediği için bize nasıl çıkacağımızı anlattı zor olduğunu söyleyerek. Bir cesaretle atladım ortaya. Tahminimden daha iyi kontrol ettim. Telesiyejden çok daha zevkli. Çıkarken de kayıyorsunuz inerken de. Ancak çok iyi kas hakimiyeti gerektiriyor. Kayarken de çıkarken de kendimizi kasmaktan laktik asit depoladık vücutlarımızda…
Berk(ay) tüm inişlerde bana eşlik etti bir an olsun yalnız bırakmadı. Buradan kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Onun da ikinci denemesiymiş. Bu sefer dönüşleri ve durmayı öğrendim. Bir dahaki sefere olimpiyatlardayım demedi demeyin hahahahaha…

Yukarı çıktıkça kar tipiye çeviriyor. Rüzgarın da etkisiyle gözlerimizin önüne mermi gibi çarpıyor. Ağzımı gözümü iyice örttükten sonra salıyorum bedeni aşağı…
Mesut yeter artık teleskiden çıkamıyorum yarı yolda hep düşüyorum diyerek paraya kıyıp telesiyeje binerek yanımıza kadar geliyor. Yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz e tabi donmadan önce hahaha…

Üç kafadar!. Kafa kafaya verip düşünüyoruz yorulduk, acıktık acaba ne yesek diye…

Mis gibi çaylarımızı içip böreklerimizi yiyoruz…

O kadar beyazlığın içinde foto çektiğimiz yere bi bakın yahu…

Kevs’i düşüremezsiniz, yıldıramazsınız kardeşim. Bomba gibi organizasyonlarla yine çıkıcam karşınıza…

Bağlantıları kuvvetli Kayserili İsmail dönüşte arkadaşlarının minibüsünü ayarlıyor. Klip izleyip bangır bangır müzik eşliğinde şarkılar söyleyerek iniyoruz şehre…

İsmail’in arkadaşı Mehmet bizi otele kadar bırakıyor. Tam inerken akşama mangalda sucuk partisi yapalım diye plan yapıyoruz. Akşam 7’de buluşmak üzere otelimize geçiyoruz. Herkesin ağzı sulandı…
Kayseri Merkez’de inanılmaz çok tarihi yapı var. Belediye de o kadar güzel ışıklandırmış ki izlemeye doyamıyorsunuz…

Mangal partimizde bizleri yalnız bırakmayan Kayseri BSD temsilcisi Mehmet Abi ve yardımcısı Zeynel Abi’ye teşekkürlerimizi sunuyoruz…

Ateşin korlanmasını beklerken hadi bakalım parkı bi turlayalım diyoruz.

Sucukları görünce gözü dönen gençlik heyecanla bekliyor… Sarımsak, soğan, biber de cabası. Tur yazısını hazırlarken en çok burada zorlandım. Fotoları gördükçe o gün aklıma geldi, ağzım yine sulandı iyi mi…

İlk defa tok insanlar topluluğu pozu…

Yemekten sonra hadi biraz yürüyüp eritelim diyoruz. Ayakta durmakta zorlanıyorum. O kadar çok yemişiz ki Suuuuuut beni sırtına alsana diyince hadi gel diyor. Eee Kevs’in kankası olmak kolay değil. Nazını çekeceksin tabi…

Abartıp parktaki her şeyi deniyoruz. Yahu Zabaaatcım o at sana biraz küçük değil mi. Gel sana da bir tane demir at alalım. Sen de bize katıl …

Parktaki son fotomuz. Saat 10 olmasına karşın bize gece 1miş gibi geliyor. Güne erken başlamanın getirdiği bir şey olsa gerek. Hadi bakalım erken yatıp erken kalkalım, yarın görüşürüz diyip son fotomuzu çekip düşüyoruz yollara…

İkince güne ait yazı ve fotolar daha sonra yer alacaktır!
Şimdilik hoşça kalın.