Buz Tutan Eymir’de Sürüş Keyfi! 06.01.2008
Acaba gitsem mi gitmesem mi!
Zaten her gün erken kalkıyorum, bari bu pazarı uyuyarak mı geçirsem!
Hem hava da soğuk hatta buz gibi. Ya hasta olursam!
Hem teker de kayar, kaza falan yaparım…
En iyisi evde oturmak…
Tüm sebepler gitmemem için tek tek karşıma dizilerken HAYIR dedi içimdeki ses.
Sen bir bisikletçisin. Kalk çabuk o yataktan. Sil gözlerindeki çapakları. Doğru banyoya marş marş…
İki lokma da bişi at ağzına haydi çık evden uğurlar ola…
Emir büyük yerdendi. İç ses bu dinlememeye gelmez. Ya bundan sonra hiç sesini çıkarmaz da tüm kararları bana bırakırsa. Bunu göze alamazdım. Hemen üstümü giyinip evden çıktım…
Beyazla karşılaşır karşılaşmaz içimizde bir mutluluk, bir yaşama sevinci belirdi. Ya seneye kar yağmazsa. Görmek lazım, gezmek lazım, dokunmak lazım…

Nurettin Abimiz her zamanki gibi parlıyor heheheh…

Nihayet göle indik. Buzda pedal basmakta çok eğlenceliymiş. (E tabi yol lastiğiyle dağdan inince kaç kere düşme tehlikesi atlattığımı da siz düşünün.)

Berk bu sefer geldi… Yeni yılda hayatında bisikletsiz haftan olmasın Berk Bey…

Görev adamı İso…


Akif Abi,

Nurettin Abi, (Bi daha turlara benden parlak gelme yaaa yakarım o taytı da seni de Nurettin Abiiiii. Ay nasıl kıskandım nasıl. Bak gör o tayt 3 vakte kadar yırtılacak göz var göz hahahahaha)

Ay canııııım demir atım da üşümüş mü!

Dur yanına geliyim,

Deniz de yetişti bize,

Ah keşke şu foto yerine video olsaydı da hepiniz gülmekten kopsaydınız. Bu kadar kütleyi bir araya toplayıp basıncı artırınca buz çatırdamaya başladı. Herkesin Allah Allah diye kaçışını görmeliydiniz hahahaha… .hah .hah

Mümkün olduğu kadar kıyıya yaklaşıyoruz…

Sonradan aramıza Levent Abi de katılıyor. Vay be sayımız iyice arttı.

Nasıl oldu da keyif yaparken foto çekmeyi unuttuk. Muhabbete dalmışız. Gözlemelerin yanına duble duble çayları götürdüğümüzü nasıl olur da tarihe geçirmeyiz. Tok mideyle zor olacak ama rampa tırmanmayı göze alarak Yaylabağ köyüne gitmeye karar veriyoruz.
Şehirden uzaklaştıkça gökyüzü açılıyor berraklaşıyor. Ne kadar iğrenç bir yerde yaşadığımızı bir kez daha anladım. Her zaman tırmandığımız TRT taraflarına bir bakın. Yüksek yerler böyleyse çukuru düşünmek bile istemiyorum. Şehrin üstü kirli havayla kaplı böööööğ…

‘Where are you Nurettin?’ ‘I’m here Kevser’ puhahahahah- .heh .hah


Trt’yi tırmanıp alev alev yandıktan sonra o kadar inişi gözüm yemiyor. Neyse ki arabayla gelmiştim. Bu sefer ucuz atlattık.

Bu da turdan sonra kırmızı yorgun yüzümüz. Yokuş aşağı donmaktan, tırmanırken yanmaktan kızardı. E bu da bi cilt nihayetinde dayanmıyor Kevser’in de olsa hahahahah… .cold

Bir dahaki geziye herkesi bekleriz. Çok güzel bir gün geçirdim. yi ki o sıcak yatağa kanmamış, kalkıp gelmişim. Tura katılan herkese teşekkürler… .by
Ormanda Gece Sürüşü (17.11.2006)
Hoyyyyy diye bir efekt ile başlamak istiyorum tur yazısına. Hoy ki ne hoy. Gece gece tırmandığımız yokuşlara, buz gibi dondurucu havaya ve kapkaranlık ormanda ürkütücü seslere hepsine birden hep birlikte söylüyoruz biiiiir, ikiiiiiii, üüüüüüüüüç. Hooooooyyyy…


Aman Allah’ım sislerin ardındaki uzaylı da neyin nesi. O bizim Aslan Müfit Abimiz…
(Artık nasıl nefes verdiysem ejderha gibi ortalığı sise boğmuşum hahahaha
)

Kankam Erhan ile birlikte…

Etrafına yaydıkları ısıdan da belli olduğu üzre hepsi sıcak kanlı delikanlılar…
(Bu arada Levent Abi lastiği patladığı için bizden ayrıldı. Gel abi iki dakkada yaparız dedik ama dinlemedi. Ev yakın ben hava basar giderim dedi. Aynen de öyle [i]havasını basıp [/i]gitti haha. Ee napalım biz de çam ağaçları arasında patika yollarda mutluluk çığlıkları atarak yolumuza devam ettik)

Yolumuza devam etmesine ettik. Ta ki Mesut ‘Pişt kız Kevs buradan geçicez’ diyip de ağaca toslayana kadar. Peş peşe biz çamura battık, ağacın iğne yaprakları da bize battı…

Muhteşem inişlere geçmeden önce son hatıra fotolarımız…


Kankam Mesut ile birlikte…

Yaşasın otomatik çekim… Ancak şöyle bir sorunumuz var. Makineyi koyacak yer bulamayınca bir bisikleti yaslayıp selesine koyduk. Ordan da görüş alanına giricez diye baya bir uğraştık hahaha…


Tur boyunca yolumuzu muhteşem ışığıyla Müfit Abi aydınlatsa da Erhan’ın gaza geleceği tuttu. Üzerindeki fosforlar yüzünden az kalsın foto yanıyordu…

Ben de gittim ellerimle yansıma yapacak yerlerini kapattım ihhi …

Vee işte müthiş orman gezisinden sonra mutlu Kevs. Her ne kadar soğuktan yanakları al al olsa, dudakları orta yerinden çatlasa, sırtı terleyip soğuktan buz gibi olsa, vücudunu hissetmese de yüzündeki bu ifadeye, içindeki kıpırtılara, adrenaline değerdi…

Tur boyunca 55km yapmışım. Röportaj için yaptığım öğlenki zorunlu etkinliği de sayarsam 78 km. ile günü tamamlamış olduyorum. Ne mutlu bisikletçiyim diyene ve daima pedal basana…