Soğuksu Arazi Gezisi 23.04.2008
Merhaba Pedal Dostları,
Bir kaç gün önceden duyurmamıza rağmen yine sayıyı toplamayı başardık ve 23 Nisan’da turumuzu gerçekleştirdik. Bu yüzden bizimle pedal basan herkese baştan teşekkür ediyorum beni yarı yolda bırakmadıkları için…
Peter’ın sayesinde kiraladığımız minibüsümüz sabah 8.30da buluşma yerine geliyor. Başlıyoruz bisikletleri sökmeye…
Tam işimiz bitti haydi bir de hatıra fotosu alalım diyoruz.

Herkes tamam mı diyorum tamam diyorlar. Erkut’u yoldan alacağız, Serkan gelemeyecek ama sanki bir kişi eksik. Açıp bakıyorum elimdeki listeye Mesut ortalıkta yok. Telefonda “nerdesin bakayım sen” diye tam kızmaya hazırlanırken karşımızda beliriyor.

Zevkli bir yolculuktan sonra nihayet Kızılcahamam’a varıyoruz. Market ve fırından alış verişimizi yapıp bir kahveye geçiyoruz. İçimizde kahvaltı yapmayanlar var. “Rampa çıkacağız aman ha fazla yemeyin” diye birbirimizi uyararak bir şeyler atıştırıyoruz. Tabi içimizde abartanlar da olabiliyor çıtır ekmeği görünce hahahaha… (yanlış anlaşılmasın efeeem bu ben değilim)
Yoldan gelen diğer ekip ile merkezde buluşuyor, selamlaşıyor ayak üstü muhabbet ediyoruz. Onlar yorgun ve bir an önce mangal mevzusuna dalmak istiyorlar. Bizi ise rampalar bekliyor. Bir kaç hatıra fotosu aldıktan sonra başlıyoruz vitesleri küçültmeye…


Arkadan ağır ağır geldiğim için yolda pek fazla foto çekmemişim. Ama tırmandıktan sonra arkadaşlarımın beklediği yere ait olanlar. Hava biraz kapalı biraz da tozlu gibi olunca Kızılcahamam pek net çıkmamış ama idare edin.


Tırman tırman sonu gelmiyor. Nihayet bir su kaynağına kavuşuyoruz. Haydi biraz dinlenelim buz gibi suyu da içelim diyip yayılıyoruz çimlere…

Bas kızım bas bas bas hobaaaaaa…

Erkut’tan “Kevser gider de ben gidemem mi” pozu ,

Aşka geldim bi dahaaaa hobareyyyy,

Artislik yapacak ya illa bana…

Bizim neyimiz eksik hele bizi de çekin bakalım pozları,


“Bunlar boş işler haydi bunu yapın da görüyüm” artisliği,

“Onda ne var ki peeeeh” inişi,

Kendini çok uzun zannedenler lütfen eğilsin puhahahaha,

Suyu gördüm mü dayanamam bunu tüm camia bilir. Öyleyse foto molası zamanı,

Peterpan göbeğini çekme içine biliyoruz özgür bırak,



Yol ve gölet çok hoş duruyor aynı karede. İşte Yavuz bozmasaydı hahahahaha…

Helal olsun çocuğa o kadar pedal bastı durmadı bir de bizimle araziye geldi… Öpüverdim yanaklarından. Aferin Selim (asıl adı Murat ama Selim tipi var o yüzden biz Selim diyoruz. Hem çok fazla Murat var pisletçilerde. Onun adı bundna sonra Murat Selim hehehehehe)

Turunç’umu herhangi bir kareye almazsam o turdan hayır gelmez,





Dağın tepesine kadar çıktıktan sonra salıyoruz pisletleri aşağı. Bizi daha ne gören vaaaar ne duyan. Hoş İlker Abi ile ben ağır olduğumuz için baya bir fren sıkmak zorunda kaldık. Mazallah virajlardan uçuveririz falan… Bir de yokuş aşağı o ızgara kokuları burnumuzdan girip beynimize vurdu. Offf haydi yemeğe diyip çabucak merkeze indik.
Şoför abimizin tavsiyesi üzerine meşhur bir köfteciye gittik. İyi ki de gitmişiz. Ben hayatımda böyle hizmet görmedim. Önce gözünüzü doyuruyorlar. Masanın üstü olabildiğince dolu. Soda, ayran, su, meyve suyu, meyve… Sonra muhteşem bazlama, köfte ve salata geliyor. Zaten çatlıyorsunuz bitirene kadar. Peşine de ballı yoğurt ikramı var. Ben hayatımda ilk defa tattım ve inanın çok güzel. Bunun için ne kadar bedel ödemelisiniz peki? Her şey dahil sadece 10 lira. Şaşırdık kaldık vallaha… Yolunuz bu taraflara düşerse mutlaka uğrayın derim.

Unutmayın!!! Kevser bir şey söylüyorsa elbet bir bildiği vardır… .heh
Benimle birlikte pedal basan tüm arkadaşlara sevgilerimi iletiyorum. Çok güzel bir gün geçirdim. Kazasız belasız nice turlara efeeeeem. Bir sonrakinde görüşmek dileğiyle hoşça kalın.
Kızılcahamam Aslanları (08.07.2007)
Selam Pedal Dostları,
Hayatımda yaptığım en zorlu gezilerdendi Kızılcahamam. Acaba gidebilir miyim diye düşünürken gidiş-dönüşü bisikletle yapınca bünyeyi hafiften(!) cortlattım.
Sabah 5′te yola çıktık. Akşam 9.30′da evdeydim. Toplam 16,5 saatlik gezinin 8,5 saati sele üzerinde geçti. 175 km sonunda hatta ertesi gün bile seleyle yürüyormuşum hissine sahibim siz düşünün artıkım gerisini. İçtiğim suyun, tükettiğim sıvının haddi hesabı yok. 5 litreden sonrasını hesaplayamadım… Ha bir de fındık-ceviz-üzüm üçlüsü ve çikolata, şekerleri unutmamak lazım…
Hasar Raporu vermek gerekirse;
İki diz ve sağ ayak bileği cort.
Avuç içleri yüklenmekten hala ağrıyor.
Boyun kafayı kaldırmaktan, sırt eğilmekten ağrıyor.
Güneş kremine rağmen yanıkları saymıyorum bile. (Hala içim yanıyor içiiiim…)
Çenem ağrıyor… (Bu seferki valla çok konuşmaktan değil, boğazım kurumasın diye durmaksızın sakız çiğnemekten hahaha…)
Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla bol pedallı güzel bir gezi oldu her ne kadar ızdıraplı dönüşü olsa da… Ama eğlencesine diyecek yok. Neyse canım torunlarıma anlatacak bir hikayem daha oldu.
4 km.lik Kargasekmez (Adını unutunca kuşkonmaz dediğim yokuş. Ha konmaz ha sekmez ne fark eder canıııım hahaha) rampasını tırmanırken güneşin altında bana yardım etmeye çalışan Apo ‘Allah rızası için şu kamyondan tutun Kevser. Kendine değilse bana acı,’ diyince dayanamadım ve hayatımda ilk kez ben de kamyondan tutundum. Ama ne tutunma… Adam beni tutsun diye dörtlüleri yaktı nerdeyse durdu ben hala yok mok diyorum. E dedim ayıp olmasın bari tutuyum ucundan azıcık… Sakın pedal çevirme düşersin bak demesi kolaydı Apo için. Elim önde, kol gergin, neredeyse kürek kemiğim fırlayacak, vücudun kalanı bisikletle birlikte geride hahahahaha. Kolum kopmasın diye pedal çevirip yetişmeye çalışıyordum. Arada sırada elim acıyınca kamyonu bıraktım pedal çevirdim. Kamyoncu halimi aynadan sürekli takip ediyor olmalı ki ben bırakınca o da yavaşlayıp yeniden yetişmemi bekledi. Abi Allah razı olsun valla ne diyim. Sen olmasan biz orayı çok zor tırmanırdık. Biz dediysem Apo ve ben zannetmeyin sadece. Öndeki kamyona bakınca öldüm gülmekten. Tam 5 kişi ahtapot gibi sarmış kamyonun dört bir tarafını. Her ne kadar ben de yapmış olsam da hala tasvip etmiyorum bunları.
Benim için olduğu kadar başka arkadaşlarımız için de bir ilkti bu kadar uzun soluklu günübirlik bir tur. O yüzden hepimizin anlatacak çok şeyi olduğunu düşünüyorum. Mesut Abi, Allah seni inandırsın sizin şu 300km/gün’lük turunuz geldi aklıma yoldayken. Amanın dedim işte ölmün pedal sesleri bunlar. Eeee naparsın kimi sesi 300′de duyar kimi 175′de hahaha…
Dönüşte grupta iletişim sorunları yüzünden aksaklıklar yaşasak da hepimizin eğlendiği aşikar.
Bendeki fotolarda sorun çıktığı için nete atamıyorum. Arkadaşlardan tur yazılarını ve fotolarını bekliyoruz.
Berkay`dan Fotolar































































Dervis`ten Fotolar


















Söz biter fotoğraf kalır. Tekrar teşekkürler…