20 Kişilik Göksu Baskını (18.02.2007)
Yine muhabbet, sohbet, ölümüne geyik ve kahkaha dolu bir PS ekibi organizasyonu daha son buldu. Engin ikna yeteneğine sahip Kevser arkadaşımıza bu güzel organizasyonu düzenlediği için teşekkür ediyoruz.
Ve işte fotoğraflar…
Kevser hanım iş başında.

Mangalcılar göreve hazır.

Yeme de yanında yat.

Aç insanlar topluluğu.


Bu arkadaşımız da geleceğin potansiyellerinden. ![]()

Veee olmazsa olmaz çarpışma sahneleri!! Başrolde yine Kevser


Manzaranın pek iç açıcı olduğu söylenemez ama olduğu kadar idare edin artık…



Ve ekibimiz,






Bende bu kadar sıradaki arkadaşların fotoğraflarını görelim
Mangalda Hamsi Partisi (13.11.2006)
Selam Pedal Dostları
Bir mangallı turumuzun daha sonuna geldik. Gelenlere afiyet, gelmeyenlere oh olsun diyerek anlatmaya başlıyorum…
Sabah saat 9:00’da Türk Telekomun önünde buluştuk Pedalsesinin daimi mangalcısı Muratla. Çiftlik Kavşağına vakit kaybetmeden gitmek için asıldık pedallara. İlk gelen bizdik ve hemen bunu tescilledik…

Bize katılacak olan üç arkadaşımızın işleri çıktığı için gelemeyeceklerine dair telefon geldi. Grubun sayısının düştüğü yetmiyormuş gibi caaanım hamsilerin onlarda kaldığı aklımıza geliyor… İstifimizi bozmadan çekiyoruz birkaç poz daha…

Mangalcı Murat foto çekerken bile gülemiyor, o derece morali bozuk…

Geriye kalanlardan son kişi Ali de gelince yola çıkmak için hazırlanıyoruz…

Göksu’nun hemen yanı başına açılan markete giriyoruz. Mangal olur da biber közlenmez mi, kuru soğan yenmez mi, yanına bir domates kesilmez mi diyerek dalıyoruz reyona…

Oradan çıtır ekmekler kısmına atlıyoruz. O kadar dedim çiçek ekmek alalım oh mis gibi duruyor diye. Yok yok normal alalım bize yetmez dedi aç erkekler. Sonra bitiremediler tabi her zamanki gibi…

Hamsi diye çıktık yola ancak gözümüz döndü gidince oraya. Ne alacağımıza bir türlü karar veremedik…

Hamsiler ayıklanırken ben de çikolata reyonuna girip kendimi kaybettim. Neyse ki fazla uzun sürmedi…

Mangalcı Murat yine sanatını konuşturuyor. Kömür ıslakmış yanmıyor demesine rağmen o ateşi yakıp bize hamsileri yedirdi. Sağolasın Murat kardeş. Ellerin dert görmesin…

Aman da aman çıtır çıtır ne güzel pişiyorlar…

Yavuz Abi Eryaman’da oturduğu için Göksu’ya varır varmaz onu da aramak geldi aklımıza. Yanımda 1.5 litrelik çay getirmiştim. Ancak acı haberi varınca aldık. Büyük termosun içi cam olduğundan tuzla buz olmuş çukurlara girince. Çelik termos deseniz 500 ml. alıyor hepimize yetmesi imkansız. Çay içip keyif yapma hayalleri olan bu grubu Yavuz Abi kurtardı hızır gibi yetişerek…Hiç üşenmeden sırtına yüklediği gibi kampçı ocağıyla çaydanlığı, bizleri kırmadan katıldı aramıza…İçine doğdu anlaşılan…

Sofraya dikkatli bakın. Soğandan domatese, turşudan helvaya her şeyimiz var ohhh. Gelmeyenler iyice özensin diye ayrıntıya giriyorum. Belki bu sayede bir dahaki sefere katılım daha çok olur…

Yaşasın otomatik çekim…

Güldüğüme bakmayın. Ellerim dondu…

Ben dedim Murat’a hava bugün yağışlı diye ama dinlemedi. Yok yok ben baktım sisli dedi. İşte kara kara bulutlar yaklaşıyor üzerimize. Damladı damlayacak…

Yavuz Abi’nin evine gidip eşyaları bıraktık. Hadi sen de bize katıl, yarı yoldan dönersin diyince o da benim gibi hayır diyemedi…

Bunlar son karizmatik fotolar. Birazdan yağmur bastıracak ve Kevser bagajında sakladığı çöp poşetini alıp kafasından geçirecek hahaha.
Neyse canım değişik bir deneyim oldu. Hem ne kadar işe yaradığını test etmiş hem de ilk defa boşuna taşımamış oldum. Bu arada Yavuz Abi daha fazla ıslanmamak için en yakın kavşaktan dönerek evine gitti.
Rüzgar sağdan estikçe yağmur damlaları daha sert çarpar oldu yüzümüze. Biraz acıtsa da bardağın dolu tarafından bakıp neyse canım peeling etkisi yaptı, gençleştik diyerek gülüp geçtik halimize. Bugün yine çok eğlendim, çok mutlu oldum. Darısı başınıza…
Fotoların devamı pedalsesinin biricik mangalcısında. Ekleyince görürsünüz…
Sevgiyle ve hoşça kalın…
Mangallı Göksu Turu (27.08.2006)
Selam millet. Duyuruları takip ettiyseniz sabah 7.30da Çiftlik Kavşağında buluşup Göksu istikametinde yol alacağımızı görmüşsünüzdür. En iyi yol bildiğin yoldur derler. Bunu çok iyi bilmeme rağmen bir yere yetişecekken veya gecenin bir körü nedense yeni yollar keşfedesim gelir. Bugün de öyle oldu. Konya yolundaki emniyetin ordan bi giriyim bakalım aynı yola çıkması lazım dedim. Gittim gittim bir metro istasyonuna geldiğimde tabelaya baktım batıkent, ostim yazıyordu. Haydaaa nerde kaldı bu çiftlik kavşağı en iyisi soruyum diyerek yakaladım birisini. İstanbul yoluna sap bacım o seni götürür dedi. Sanki yürüyen şerit vardı yolda. O kadar pedal çevirmişsin bilmem kaç hız yapmışsın adamın umrunda mı. Sorsanız, ben söyledim, yol götürdü der.
Neyse vardığımda Emre oradaydı. Sakın ha geç kaldım zannetmeyin tam 7:30da yanındaydım… Bi Kenan eksik nerde kaldı dur bi arayım diye elimi telefona attığımda Kevs ben gelemicem üzgünüm, bacaklarım çok ağrıyor mesajını gördüm. Enteresan bi msjdı. Ken hiç böyle yapmazdı… Yazdığı cümle beni tatmin etmemiş olacak ki yol boyunca neden gelmemiş olabilir acaba diye düşündüm… Emre, Murat, Mahir ve Kevs(ben) çıktık yola…
Carrefourun önünden geçerken Güneş ile bize yeni katılan Sercanı da gruba katıp yolumuza devam ettik. Gittik gittik derken ilerde bir de ne görelim. Eryamanda oturan Büyük Yavuz, Göksu bana çok yakın, ne yani bgn ben bisiklet süremeyecek miyim diye dayanamamış olacak ki çıkmış geliyor ters istikametten. E bi önceki gün Kazana sadece çay içmek için gidip gelenden de bu beklenir. Evden çıktığımdan Göksuya kadar toplamda 26km yol almış ve bir saat zaman harcamıştım. Ouw gün geçtikçe performansım iyice artıyor, bu da beni sevindiriyordu.
Yavuz Abi önceden örtüleri sererek tuttuğu masaya götürdü bizleri. Sağolsun termosla buz getirecek kdr ince düşünceliydi. Hadi yine iyiydim. Yine bana buzlu ayran tatma zevki yaşattılar. Apartmanda işleri olduğu için çok uzun süre bizlerle takılamadı. Arada sırada gelip gitti. Hatta kusura bakmayın sizi iyi ağırlayamadım diye mahçup sözler sarfetti. Bu bizler için gerçekten önemli değildi. Sonuçta piknik yapmaya gitmiştik. Gölün kıyısındaki cafelerden birinde de çayımızı içtik. E daha nolsun… Gönül onun da bizlere katılmasını isterdi tabi. (Gönül kim
) Güneş ise işinin olduğunu sadece bizlerle tanışmak ve biraz da olsa yolda eşlik etmek için geldiğini söylerek daha biz mangalı yakmadan ayrıldı…
Tur bitmesine yakın iki senedir bisiklete binmediğini söyleyen Mahir güneşten kavrulmuş ve harap olmuş da olsa başlangıç için iyi bir performans sergiledi. Sercan da hızını alamamış olsa gerek ki; Konyada okuluna döndüğünde bir kulüp kurmayı, hatta akşamki pedalsesi toplantısına Batıkentten bisikletle gelmeyi planlıyordu. E tabi gençlerin önünü açmak, onları yetiştirmek, uzun turlarda yanımızda götürmek lazım… Neden? Çok dik rampalarda her an ihtiyacım olabilir. Şimdiden yetiştirmekte fayda var
Ayrıntılar fotolarda…
Mangalcılar iş başında. Ustabaşı Murat ve yardımcısı Emre. Yaptığın işi yüzüne gözüne bulaştırma dedikleri bu olsa gerek.(bknz Emrenin sol yanağı) ehuehu

Mahir-Murat-Emre-Sercan-Güneş

Sabit duramam, buralar bana dar gelir diye çıktım yine bi yere…

Kimi soğan doğrar kömür karalı elleriyle, kimi tavuk soslar sabunladığı elleriyle… Tadı karasındaymış Muratın dediğine göre:)

Ohh cızbız… O tavukların hepsini ben sosladım vıcık vıcık:(

Acaba Murat nereye daldı soğanı kabuğuyla yiyecek kadar?

Bi de büyük biber tatlı olur derler yalana bak…

Kevs-öndeki Murat-Sercan-Emre-Mahir-B.Yavuz

Hep biz mi dizilicez sıraya. Bu sefer de bisikletleri sıraladık.

Millet aqua parklarda kaydıraklardan kayarken, sahillerden denize koşarken biz de ancak bu kadarını yapabiliyoruz. Napalım:(

Şu suyu görüp de atlayamamak inanın çok acı verici:(

Muhabbet ortamı…

Her şeyden önce Türküz kardeşim. Çay içmeden geziyi sonlandırır mıyız hiç:

Ordan denedim burdan denedim bi türlü güzel foto çekemedim. E yol kalabalıktı korktum tabi biraz…

Bir kaç denemeden sonra ancak bu kdr yakalayabildim Muratı…
