Odtü’de XC Yarışı 07.06.2009
Yarışa yetiştiğim kadarıyla ve çekebildiğim kadar fotoğrafla Odtü Xc yarışı karşınızda!
Ahanda bu bendim. Çok şükür ben ter dökerken birileri de çekmiş demeniz yeterli. Hayatımda ilk defa bir yarışa katılmaya karar verdiğimde yanlış seçim yaparak Polonezköy Türkiye Şampiyonası’nı seçmiştim. Benim için biraz acı deneyim olsa da hayatta benden yarışçı olmaz turculuğa devam dedirten tarihi bir andı. Bugün yarışçı bayan arkadaşlardan o sen miydin! Hala konuşuluyor düşüşün herkes sen miydin sen miydin diye birbirine soruyor. Demek sendin o dediler. Evet bendim o! Düşerim ama namım yürür. Siz o kadar yarışa katılın bir şey olmasın ben bir tanesine katıldım bak iki senedir hala konuşuluyor dedim hahahahaha. En acı ikinci olay da yarış anında çekilmiş bir fotomun olmayışıydı galiba hahahah… O yüzden bugün ben bolca çektim. .hah
İyi seyirler dilerim.
Kısa zaman aralıklarıyla Junior, U23, master ve Elite-B’ler start alıyor,



















Bunlar da yeter arık doğayla bütünleşmek istiyorum fotoları,



Şimdi de sıra Elite-A ve bayanlarda,









Başlangıç fotoları bitti. Şimdi koş Kevser öteki tarafa bakalım!
















































Görüşmek dileğiyle esen kalın efeeeem!
Yusuf Yusuf Gecesi (12.04.2007)
Arkadaşlarla öğle yemeğinde pizza yiyince kıpır kıpır yerimde duramadım. Kursa da hoca bile rahatsız oldu bu durumdan. Ders bitiminde eve gelip hemen bilgisayarımı açtım ve msn’e Bugün hava çok güzel. Haydi tura çıkalım! yazıp avını bekleyen jaws gibi sinsice kenara çekildim. Bu hafta Gazi’deki arkadaşların vize haftası olduğu için kimi aradıysam ya sınavı var ya da telini duymuyor. Bilkent’ten Beykan hadi çıkalım diyince ağzım kulaklarıma vardı. Ancak işi olduğunu ve çıkamıcanı söyleyince hıııh diye tavrımı koydum. Km ve gram manyağı Erk’e sorduğumda yeni kadroyu toplatıyorum bugün bıraktım demesin mi ayyyy çıldıriciiiiim dostlar…
Neyse ki oltaya biri takıldı. Mehmet hadi o zaman 20dk.ya ordayım hemen hazırlan demesin mi. Ollleeey yuppiiiii şopppiiiii sonunda enerjimi atabileceğim bir yol arkadaşı buldum kendime.

Aspir gelince apar topar çıktık yola. Ha sonra ne mi yaptık. Fazla foto çekemediğim için anlatım uzun olacak. Durun bakalım nasıl betimleyeceğim…
Odtü’ye gidelim dedik ancak yanımızda ışık yok. En son Erkut’a vermiştim ve almayı unuttum. Madem öyle önce Bilkent’e gidip ışık alalım oradan da Odtü’ye geçeriz dedik. Erk ve Beykan bizi karşılamaya geldi. Sağolsun Canım arkadaşım Erk bize avuçlar dolusu fındık ve kuru üzüm getirmiş. Nam nam nam naraları eşliğinde yedik, muhabbet ettik Erk ise size süper bir yol göstericem diyince adrenalin manyaklığı tutan Kevs ‘hadi o zaman’ dedikçe Aspir ‘ya manyaklaşma gel işte geldiğimiz yoldan dönelim adam gibi’ diye ısrar etmeye başladı. Beykan ise; o yolu tavsiye etmem hele ki zifiri karanlıkta, gündüz gidersiniz demesin mi? Rüzgardan donan Beykan yurda kaçtı. Erk de bize yukarı kadar yani toprak yolun başlangıcına kadar eşlik etti.


Amanın o da nesi. Orda bir araba var uzakta. Görmesek de, ne olduğunu bilmesek de tırstık hafiften. ‘Aspir Elham’dan okumaya başlayarak bas bakalım pedala’ diye Erk’i öpüp ayrıldık. Erk Benim ışığı getirmeyi unutmuş ama kendi süper aydınlatıcı ışığını unutmamış. Acayip işimize yaradı. Yol bozuk, hatta bazı yerleri çamurluydu. Aspir sürekli ‘anneeee çok korkunç burası niye buradan gidiyoruz? Şurda bizi vursalar kimsenin haberi olmaz. Lastiğim patladı galiba benim… gibi sinir bozucu cümleler kurdukça ben ‘Ağzını hayra aç! Adrenalin işte adrenalin. Gece turları süper yaa! Ayhhhh canııııım ihhi’ diye bağırıp duruyordum.
Takur tukur yollardan geçtikten sonra işte medeniyete ulaştık dediğimiz anda bir minibüsün bize doğru yaklaştığını fark ettik. Amanın niye üzerimize üzerimize geliyor bu derken ışıklarını açınca Jandarma olduğunu anladık. Onlar da uzaktan bizim ışığı merak edip gelmiş olsa gerek. Neyse ki baştan aşağı süzdükten sonra bi şey demeden yanımızdan ayrıldılar. Biz yine tırstık tabi ne oluyor diye…
Neyse medeniyete girdik bari bi şeyler atıştıralım diye çantada ne var ne yoksa çıkardım. Aspir fotodan kaçmak için elinden geleni yapsa da yakaladım hahaha…

Bir ara parmaklarım dondu, kulaklarım düşecek zannettim. Memo da durumu ‘sanki çıplak sürüyorum bu ne soğuk ya!’ şeklinde yorumlayınca ben koptum.



Neyse ki gece 12’ye doğru eve geldim. Ohhh işte huzur budur… Enerjiyi attığıma göre şöyle güzel bir uyku çekebilirim. Haydi hepinize iyi geceler ahha ehhe ohho ihhi
.heh
Yuppi Hoppa Bugi Bugi (09.02.2007)
Merhaba Pedal Dostları,
Çarş. günü Erkut ile Erhan’ın yaptığı Odtü gezisini çekemeyen Kevs ille de bugi bugi diye tutturunca Erhan tamam gelip seni alıyım da gidelim dedi..heh
Erkut’u ara ara bir türlü ulaşamadık. Biz gidiyoruz diye msj bıraktık. Bu eğlenceyi kaçırır mı hiç? Odtü girişinde bize yetişti. Kardan buza terfi etmiş yokuşları kimi zaman yürüyerek çıktık kimi zaman agh ugh sesleri eşliğinde. Sonra sıra geldi o meşhur inişe. Bugi bugiiiiiiii… Gerçekten milletin anlattığı kadar varmış. Çok sevimli bir iniş. Zıplaya zıplaya gitsem arada bir bağırarak ortalığı velveleye versem de çok hoşuma gitti. Toplamda 4 kere düştüm 2 kere zincirim attı. Acı yok acı yok yola devam dedim. Sonra Pizza Hut’a girelim canavar gibi yiyelim dedik. Ama Erkut ile benim performans pek iyi değil. Sen git sınırsız pizza menü al sadece 3 dilim yiyerek doy. Olacak iş mi yahu!… Bıraksanız sabaha kadar anlatırım. En iyisi fotoları eklemek…
.bike







Eymir – Mogan – Odtü Gezisi (23.09.2006)
Sabah 8.50 de Rektörlük önündeydim. Kimsenin gelmediğini görünce tek tek milleti aramaya msj atmaya başladım. Ne de olsa sabırsız biriydim. Ayrıca tek başına dikilip, gelenin geçenin dik bakışlarına maruz kalmak da hiç hoş değildi. Benden hemen sonra Murat geldi ve kampüse bi şeyler atıştırmak için gitti. Onun peşinden gelen M.Aspirin suratı ise solgundu. Ne olduğunu sorduğumda ise sabah sabah kaza geçirdiğini söyledi. Taksinin biri onu öyle sıkıştırmış ki bisikleti iki araba arasında kalıp kendisi arabaların üstünden uçmuş. Allahtan bacaktan aldığı bi kaç yara dışında önemli bir şeyi yoktu. Şerefsiz taksici kaçmaya çalışırken başkaları da plakasını almış, diğer arabada peşine düşmüş. Bizim Memo da bu sırada ayağa kalkıp yola düşmüş. Bu kadar aksilik yetmiyormuş gibi bir de lastiği patlamasın mı yolda. Dış lastiği çıkarabilsem hemen yama yapacaktım ama beceremeyeceğim için hemen Muratı aradım. Murat uğraşırken tüh keşke Erhanlar gelseydi dememle Erhan ile Mesut hızır gibi yetişti. Elleriyel bi sağ bi sol anında dış lastiği çıkardı. Ben patlağı bulup zımparaladım, Mesut yapıştırıcı sürdü Erhan yama yaptı derken yola çıkmamız 9.45i buldu. Kızılayda buluşacağımız arkadaşları daha fazla bekletmemek için hemen yola çıktık. Gerek netten gerekse üniversiteden bizlerle ilk defa geziye katılan arkadaşlarla kısaca tanıştıktan sonra 12 kişilik kalabalık bir ekiple pedal çevirmeye başladık. İşte bundan sonraki maceralarımız fotolarla birlikte…
Patlayan lastikleri yamadıktan sonra rektörlük önünden ayrılmamız saat 10u buldu ![]()

Gima önünde bizleri bekleyen arkadaşlarla geç de olsa buluştuk…

Herkes heyecanlı olduğu kadar da meraklı. Nasıl bir gezi olacak acaba! Birbirini tanımayan bir sürü insan…

Yeni gelen arkadaşlarımızın alışması ve biraz dinlenmesi için mola verdik. O sırada yaşlı bi amca elinde bastonla koşarak beni de al diyerek yanımıza geldi.

İşte ekip. Tam tamına 12 kişi… Amcam hala beni de alıyon muuuu diye bağırıyor fotoyu çeken adama ![]()

İlbilgenin gözü kararınca bana çarparak düştü. Hemen gruptan arkadaşlardan çikolata bularak solan yüzüne renk verdik. O sırada yanıma almayı düşündüğüm çikolatayı arabada unuttuğum aklıma gelince resmen hayal kırıklığı yaşadım ![]()

Millet toparlanmaya çalışırken Murat ile Kevs köprü ile poz yakalamaya çalışıyordu.


Aman da aman atların güzelliğine bakın. Yanlarına kadar gittim seviyim diye, ancak ürkek bakışları beni de korkuttu…

Yorulan arkadaşlarımız için su başında tekrar mola verdik.

Ken benim güzel bi fotomu yakalamaya çalışırken Mesut çıkmayım diye elinden geleni yaptı.

Biz show yaparken sere serpe yayılanların keyfine diyecek yok.

Bu grubun adı anca sarı bisiklet olur. Baksanıza hepsinin bi tarafında sarının bir tonu var.

İşte beklenen an. Eymirde her zamanki yerimizde uzun oturuş pozisyonu… ![]()

Her gittiğimizde balık ekmek yememize rağmen hala ne yesek diye düşünüyoruz ![]()

Öncelikle yanımızda getirdiğimiz meyvelerle başlayalım dedik. Ancak bu açlığımızı iyice tetikledi… Bakmayın böyle samimi durduğumuza hain planlarım var… Kolları açıp davetiye çıkaran Muratın tadına bakmaya karar verdim.

Veee olay anını saniye saniye görüntüleyen paparazi Mesutun çektiği fotolar…
1-Isırılacak olan bölge itina ile seçilir ve karşıdaki bi şey yapmıcam diye kandırılır.
2-Kolunda sanki bi şeye bakıyormuş gibi ağızdan akan salyalar fark ettirilmez.


3- Dişler özellikle de sivri olan köpek dişleri iyice ete batılırılır.
4- İzi çıkan yerin fotosu çekilerek tarihe kazınır hahahaha ![]()


Ken, insanlar neden bir birini yer ki şu ölümlü dünyada diye düşünmektedir.

Aspirin aklı hala sabahki kazada nasıl uçtuğundadır. Kaç takla attığını düşünüyor.

Er(h)an sıradaki şarkıyı midesinden çıkacak 7.gurultuya armağan ediyor.

İlk defa bizimle geziye katılan Tuğba ve Aybüke geziden çok mola için mutlular.

Aç insanlar sürüsü ve salyaları…

Huzurlu gözüksek de ortaya gelecek olan patatesleri Bülent ve Erhan’dan nasıl koruyacağımız aklımızı biraz meşgul ediyor. Planlar yapıyoruz… Ha bu arada çantamın ön gözünden unuttum zannettiğim çikolata çıktı sakız ararken… Canavar arkadaşlara kaptırmamak için koca çikolatayı ağzıma kabıyla birlikte nasıl ittiğimi görmeliydiniz. Vallahi küçük dilime değdi ![]()

Buraya kadar ufak tefek damlalar eşliğinde geldik. Ancak hava tekrar bozmaya başlayınca toparlanıp Mogan Gölüne gitmeye karar verdik. Akşam 6ya kadar Eymirde oturamazdık. Kaç kere dedim gelin gölün önünde klasik fotolarımızdan çekelim ama yok gelmediler. Ben de şemsiye borusu üstüne makineyi koyarak kendimi çektim hıııh ![]()

Gün boyu inşallah sağnağa yakalanmayız diyerek bulutlardan kaçtık kaçtık ancak bizi Moganda yakaladı. Brandaların altına sığındık. Çaylarımızı yudumlarken, göl üzerindeki dalgalanmaları izliyorduk. İşte şimdi keyfime keyif katmış, mutluluktan uçmuştum.

Bütün ekip bu konuda hem fikirdi.

Bazıları manzarayı izlemeyi, bazıları dinlenmeyi bazıları ise sohbet etmeyi seçmişti.

Aman Allahım o da ne! Güneş mi çıktı yoksa…

Yüz ifadeleri anında değişti. Hem yağmur durup yola çıkacağımıza hem de güneşi gördüğümüze seviniyoruz.

Yola çıkma zamanı geldi. Hadi bakem bisikletleri özgürlüğüne kavuşturalım.
Mogandan sonra hedefimiz Konya Yolu üzerindeki Hacıbaba. Ordan da bize katılacak olan Emre ile Akif Abiyi alıp Odtüye doğru ilerlicez…

Hava iyice soğumaya başladı. Titrek mandalar gibiyiz. Grubun yarısı bizden ayrılarak döndü. Bizler ise Odtüye gitmeye kararlıydık. Kampusü biraz dolandıktan sonra açlık hissetmeye başladık. Yeni gelen üyeleri yokuşlarda iteklemek zorunda kalan Ken ile Bülo iyice yorulmuştu. Bisikletleri bir yere bağladıktan sonra çarşıya girdik. Tek dileğim sıcak bir çorbaydı. Bülo ile Ken niyeti çoktan bozmuş iskender mi yesek acaba diye düşünüyordu. Ulaş ise her sorduğumuzda fark etmez diyordu.
Biz sıcak çayımızı yudumlarken Akif Abi, Murat ve Emre gezmeye devam etti. Konsere kalmaktan vazgeçtik. Sabahdan beri yollardaydık. Konya yolundan Sabancı Yurduna kadar geldik. En son Emre ile Murat da bizden ayrılınca Bülo, Ken ve ben Güdaka gittik. Bir kez daha arabayla geldiğimine sevindim. Bisiklet bagajı getirdiğime ve 3 bisiklet aldığına ise bizimkiler benden de çok sevindi. O yorgunlukla eve gitmeyi gözleri yememişti. Bisikletleri yükledikten sonra aynı yerde oturan Ken ve Büloyu semtlerine bıraktıktan sonra tuttum evimin yolunu.
Eve geldiğimde çamurlu yüzüm gözümden fark edilen tek şey, her tur dönüşü görülen suratıma yerleşmiş olan aptal gülümsemeydi. Evet aynen öyle. Yoruldukça açılan, açıldıkça mutlu olan biriydim. Bu havada yağmur çamur demeden pedal basan arızalı arkadaşlara sahip olduğum için de ayrıca mutluydum.