Beynam Ormanı Gezisi (15.07.2007)
Merhaba Pedal Dostları;
Bu Pazar bazı Ankaralılar sıcak demedi, ay aman azıcık daha uyuyum ne kalkıcam demedi yüklendi pedala… Hedef Beynam Ormanı…
Sabah 4.5 da kalkıp son hazırlıklarımı yaptım. 5:30 da Murat ile buluşup koyulduk yola.
Sabah 6′da ise Konya Yolu üzerindeki Hacıbaba önünde buluşup yüklendik pedallara.
Bu hafta aramıza katılan 3 yeni arkadaşımız var…

Gölbaşında bir börekçide oturup çaylarımızı içtik. Türk milleti işte çaysız olmuyor kardeşim, insan kendini eksik hissediyor.


Aman Allah’ım bittim ben hayatımda hiç lastik yamamadım ki diye Halim’in bittiği anda Görev Adamı İso yardıma koşuyor… Kullanmayı bilmiyor, bisiklet işinde acemi belki ama en azından taşıyor. Bunu yapmayanlar da var…

EmreCan

Turunç

HalimCan – MuratCan

Ve işte Beynam girişi,


Çok tatlıydı kerata,

Ahanda bu yolları hep tırmandık…


İşte tepedeyiz. Nihayet geldik…


Can Can (Aman da aman, çok mu yorulmuş…)

Halim dayanamayıp İso’yu kesmeye karar verdi. İso’nun mundar gitmeye hiç niyeti yok. Kendini kurban mertebesine layık gördü. Ancak komik olan İso’nun kendi salavatını getirmesiydi hahahahahah…

Muhabbet, yemek bir arada…


Kalk Can kalk. Nereye kadar böyle aaaa?!…

Yedin yuttun tabi yalan bakalım.

Sağ olsun Halim beni de içsin diye hazırladığı tangi balık kokulu konserve kutusundan içti. En çok koyan da meyve suyunu içmemem oldu herhalde hehehehe….

Bakııııııııııııın turuncu siyah bir böcük buldum. Hepimize uğur getirsin inşallah!

Ay vallahi sıkıldım artık kene muhabbetinden. Her bi tarafımı kapatıp yattım onun korkusundan.

İç bakalım Emre Bey nereye kadar. Ayıp valla ayıp sen böyle değildin önceden. Bi daha görüyüm nişanlına fitlicem seni. Sporcu adam sigara içmez. Murat’a da söyle arkana saklanamasın. Onu da gördük hepimiz hıh…

Düşüncelere dalmış,

Dikkatini kime vermiş acep?

Ton balığının yağını da süzelim ohhhh. (Aslında pek sevmem. Levrek ızgara olacaktı ki Allaaaah…)

Helal olsun Can’a. O bisikletle dağ tepe demeden nasıl indi. Bir kez lastiği patladı ama o da nazar boncuğu artıkın.

Ohhh yemyeşil çam ormanları…


Biz bir kez kaybolduk. Gitmek isteyenler için harita…

Baş parmak üstünde ne güzel durmuşum di mi hehehe. Ayar yapıyım derken yetişemedim yahu.

Ahanda bu sefer vakitli gittim;


Emre ile Murat vakitlice ayrıldı. Can ise ışıklarda bizden ayrıldı.
Yolda giderken bi bisikletçi ile karşılaştık. Eymir’den dönüyormuş. Pompa var mı dedi var dedik. Yama takımı falan yok tabi öyle çıkmış bir hevesle yola.
Bu gezide de bir ilk yaşadım. İş başa düşünce hayatımda ilk kez dış lastiği falan çıkarıp yama yaptım ya helal olsun bana. Teorik olarak biliyordum ancak sağ olsun erkek arkadaşlarımızın iyi niyeti yüzünden elimi sürmüşlüğüm yoktu…

Hiiiç öyle gülmeyin. İşimi ciddi yaparım hıh…

Burak’ın yüzündeki mutlu ifade. Böyle tek gezme gel ekibe katıl diye site adreslerini verip koyuluyoruz yola…

Bu da Çetin Abi ve Halim’den son foto…

Çok güzel bir gün geçirdik. Ah keşke ızgaramızı getirseydik şurada iki cızbız yapardık demekten de alamadık kendimizi.
Bir sonraki gezide görüşmek dileğiyle hoşça kalın.
Mart 2007 Gece Sürüşü 11.03.2007
Merhaba Arkadaşlar,
Dünkü Eymir gezisinden sonra evde oturup biraz tembellik yapmak biraz dizimi dinlendirmek ve biraz da evi toparlamayı düşünüyordum.
DÜnkü gezi yazısını nete atarken msnden bir kıpraşım geldi. Hadi tura çıkalım diye. Yok canım ne turu. Dizimi dinlendirmeliyim. Hem mutfak kalk gidelim diyor bi sürü işim var hayatta olmaz dedim. Dedim ama bir kez daha büyük konuşulmacayağını gördüm.
Murat belki vazgeçer diye planlarımı anlatarak ancak akşama doğru çıkarız dedim. Ona da tamam demesin mi. Kevs söz verdi bir kere dönemez. Nette işim biter bitmez mutfağa gittim. Ne bulduysam bulaşık makinasına dizdim kalanları da elimde yıkadım. Ta ta taaam ben hazırım.
Akşam 5 gibi Bakanlık’ta buluştuk. Dedim sakın bana yokuış çıkartmayın dizim çok kötü. İyi ki uyarmışım taa TRT’ye tırmandık. Uyarmasam bi Elmadağ yapardık herhalde.

Ormanda ışıklarımızı kapatarak patikalardan inmeye başladık takır tukur. İnanılmaz zevkli bir o kadar da tehlikeliydi.

Uzun zamandır ilk defa gezdiğimi anladım. Bir yere koşturmuyorduk. Kimi zaman düz yolda bile bisikletten inip muhabbet ederek yürümeye başladık.
Ken’in arpası fazla gelmiş olacak ki bgn yerinde duramıyor. Bende ise tuhaf bir sessizlik ve dinginlik var. Haret ettik hayra alamet değil diyerek. Muratla nani nani gidreken bi ara halolo halo halo gibi bir bağrış duydum. Ben yoldaki çukurları görmeye çalışırken ağacın arkasına saklanan Ken bisikleti Murat’ın üzerine salınca karanlıktan üzerine neyin geldiğini anlayamayan Murat donup kaldı. O korkudan, biz gülmekten donumuza kaçırdık… Vallaha gülmekten kaburgaarım ağrımış, Ken de uzun süre yerden kalkmadı siz tahmin edin işte gerisini…
Murat ruhunu teslim ederken;

Ken burda süper mekanlar var dur ben keşfediyim diye çıktı bir tepeye. Yaw Ken etme eyleme ben demiştim demek istemiyorum dedim ama nerdeeee. Tutabilene aşk olsun. Bu gece n’oldu bu çocuğa anlamadım gitti. Ben kaptırdım yokuş aşağı iniyorum. O sırada Ken tepeden uçuyum derken karanlıkta 1.5 metrelik çukura düşmüş. Avcunun içi ve sol dizinde baya hasar var. Ah Ken ah eşek kadar adamsın daha ne diyim sana!
Patikalardan aşağı indik. Hadi her zamanki yere gidelim derken bekçi çoğunun kapandığını söyleyince haydaa aç aç TRT’yi mi tırmanıcaz şimdi diyerek uzun yola baktık baktık baktık. Benim bisikleti kullanmayacağım kesindi. Murat’ı tebrik ediyorum ilk defa bu yokuşu durmadan çıkmayı başardı. Ken de çıkardı ya ben yürüdüğüm için eşlik etmek zorunda kaldı. Onu eçtim yolun çoğunda bi de benim bisikleti taşıdı canım arkadaşım. Hem de yaralı elleriyle…

Ne yicez diye düşünürken ta ta taaaam karşımıza çıktı bu akşamki menü!

Hacı Amca bayadır sabah akşam buradaymış ama biz ilk defa görüyoruz. Soğuk havalarda açmıyormuş ki biz son zamanlarda buz gibi havada gelmiştik buraya.

Amca köfteler el yapımı mı yoksa hazır mı diye soruyorum. Murat’ın derdi başka. Abi tam ekmek mi oluyor bunlar diyor. Ken de ne kadar diye ekleyince kişi başı bir soruyla olayı çözüyoruz. Hacı Amca kendisi hazırlıyormuş. Köftenin tadı bir harika…

Arka tarafta oturma yerimiz var diyince ayranlarımızı da söyleyerek geçiyoruz masaya.

Yahu yemek yerken niye hiç foto olmaz. Çünkü açlıktan öyle bir dalıyoruz ki olaya hep unutuyoruz.
Sağlıcakla kalın efendim. Hepinize iyi geceler. .by