Real Great Falls 11.11.2009
Merhabalar,
Takip edenler onceden de bilecektir. Daha once tam 3 defa Great Falls`a gittim. Her seferinde de burasi nasil selale. Siz buna selale mi diyorsunuz, ohooo Karadeniz`de neler var neler diye soylenip duruyordum millete. Meger benim gittigim yer Great Falls a cok yakin diger kollardan biriymis. Hani su ahsap koprulerden azicik daha devam etseymisim gercegini gormeye pek bir sey kalmiyormus. Bu yuzden bu turun adini Gercek Great Falls koydum.
Sabah 10`da Francis Key Bridge Park`ta Bethany ile bulustuk. Kendisi benim 4. kurdan hocam. Arkadasini beklerken iki foto cekiyoruz.


Sonbaharin son demleri degil de ilk baslarinda gbiyiz. Gripten yeni kurtuldugum icin onlemimi alayim istedim bere ve eldivenle ancak yanlis gunu secmisim. Yaniyorum yahuuuu…



Muhabbete laf yok. Arada bir ruzgardan duyamayip ha hi desek de yolumuz oldukca eglenceli geciyor.




Ne oldu Bethany, ne ariyorsun oyle dikkatli dikkatli?




Havam yerinde alaturka oldum, oynamadan duramam pozu…


Su sesi, Kevser sesi tekrar su sesi…
)

Degmeyin keyfime de iki uzanayim. Aylardir donduk burada buz gibiydi havalar…



Gelmeyen, gelemeyenler catlasin. Byle guzel bir gun kacmazdi.

Bethany sayesinde ogrendigim iste gercek Great Falls. Amanin diyorum burasi hakikaten de selaleymis.

Niagara gibi olmasa da evet selale diyor.

Daha sonra gozumuze kanocular carpiyor.

Ah ahhh simdi orada olmak icin neler vermezdim diyorum.


Suradaki turuncu kanoyu nette gorunce ben zannetmisler. Insallah o gunler de gelir arkadaslr. Tehlikeli oldugu kadar eglenceli de…

Mideler guruldamaya baslayinca manzara izleme zevki de sona eriyor. Kekin yanina bir sicak su aldik mi ben de cay da var kahve de diyorum. Ama ne yazik ki cafe kapaliydi. Onundeki otomattan bir seyler alalim dedik o da orumcek baglamis hahhahah… Biz de suyumuz var deyip nesemizi bozmuyoruz.

Bunlar da cok insancil canim. Gel bakalim kek yiyelim beraber diyoruz.

Kaskin altinda tipimiz kaysa da nesemiz yeter. Hava o kadar guzel ki duup durup bugun ne kadar da guzel bir gun diyoruz. Hatta,
Great Falls
Great Weather
Great Chat
So we are great diye tamamliyoruz.

Bethany gercekten cok saglam bir bisikletci. Hem gidecegi yere gec kalmamak icin hem de performans olsun diye bastikca basiyor. Ben iyiyim tempoyu sen ver diyorum. O kadar guzel ilerliyoruz ki hiz yapmaktan dolayi oldukca memnunum. Uzun mesafeyi cok ozlemisim. Hizimizi almis giderken yol uzerinde agaclarin arasina daliyoruz.

Gel iki dakika oturup izleyelim diyorum.

Otur da iki sanatsal foto cekelim. Bethany o kadar begeniyor ki ne olur hemen yolla bu fotolari diyor.

Bugun de turumuz boylece sona erdi efendim. Turkiye`ye donmeden once Great Falls`un hangisi oldugunu da ogrendim ya daha yikilmam hahahhah
))
Turdasim Bethany`ye guzel muhabbeti, ctenligi ve gununu ayirdigi icin cok tesekkurler…
(Thank you Bethany for great day!)
Yine Great Falls’a ama Yalnız Değil! 17.09.2009
Merahaba Arkadaslar!
Uzun zamandir turlara cikamiyordum ama artik organizasyon yapma zamani gelmistir deyip sivadim kollari. Aslina bakarsaniz uluslararasi bir tur olacakti bir Amerikali`nin isi cikmamis, Ruslar uyuyakalmamis, Koreli de telefonumu yanlis kaydetmemis olsaydi. Sozune sadik iki Turk neler yapti gorelim bakalim.
Sabah evden ciktim. Hava kapali ben kapali. Gunes enerjisiyle calisan kevserin pili uyari veriyor sarj et sarj et diye. Haydi hayirlisi diyerek bastim pedala “insallah yagmaz” umuduyla. Pennsylvania Avenua geldigimde onumden kosarak gecen insanlar dikkatimi cekti.

Amanin dedim bir aksiyon var herhalde halk kosusu ve ben bunu kacirdim! Aman bir guzel kosarim ki sormayin gitsin hahahahah. Gogus numaalarina baktim, kosanlara baktim bri sey anlamadim.

Kalabaligin icine ilerledikce gnun anlam ve onemini kavramaya basladim. Bu eglence veya spor amacli duzenlenen bir organizasyon degil bir eylemdi.

Obama karsitlari ellerinde pankartlar meydanda toplanmis.

Bulusma noktamiz Old Post Office onunde bekliyorum ruzgara ragmen. Ne gelen var ne giden.


Mesajlardan bir tanesi. Eylemi yapanlarin neredeyse tamami beyazlardan olusuyordu. Bu da demek oluyor ki Obama hala zencilerden buyuk destek aliyor. Ben de kendisini sevdigim icin bu eylemi desteklemiyorum. Hos desteklesem ne olur bana ne elalemin ulkesinden.


Iste bizi ilgilendiren kisim simdi basliyor. Isil`in bisikleti olmadigi icin kiralayacagiz. Iki kisi ne yapsak ki diyoruz. hava da yagdi yagacak gibi duruyor. Gidelim mi gitmeyelim mi 35 dolar kiraya gidecek deger mi degmez mi derken “haydi gidelim kiz! Ben de patates salatasi var. Bir de ihlamur cayi!” diyorum. Vallaha mi! efektinin ardindna bisiklet kiralamaya karar veriyoruz.

Bu da Ata Demirer`in taklidini aynen yaptigi geyik! Pisst geyik deyince boyle bakiyorlar. Bunlardan o kadar cok var ki herhangi bir yesilligin icinde karsilasmaniz an meselesi.



Bu da gecen adini ogrendigim mavi balikcil. Anladim ki bunlar surekli burada av icin nobet tutuyor.

Cete her yeri ele gecirmis. Bu da buyuk ihtimalle amca oglu. Goremediniz mi! Bir saniye sizin icin yaklastirayim!


Sonbahar resmen geldi. Agaclar renk verdikce bizden de bir seyler gidiyor sanki,


Ben giderim yane yaneee…

Isil gelir ardimdan pane pane…

Kayalara baktiginiz da goz yanilmasi oluyro. Karsinizda tirmanilacak bir yer varmis gibi dursa da burasi resmen cukur.

Gunes bir ortaya cikiyor bir gizleniyor. Ben de renkleri yakalayabildigim kadariyla sunuyorum sizlere.

Bir dalasim var uzaklara sormayin gitsin. Ama yaslandigim yerin saglam olmayisi, oturacak yer olmayisi derken konforsuzluktan rahat rahat dalamadim gitti.

Aman ha suya yaklasmayin uyarilarina ragmen biz Turk`uz kardesim bize bir sey olmaz der gibi gittik suyun dibine.

Isil fotografimi cekecek tabi ben bri rahat durursam. Ayagimi bastigim yerden oynayan kimil kimil seyler dikkatimi cekti. Kum taneleri yuvarlaniyro zannederken onlarca orumcek yavrusunun ayaklarimin altinda oynayisi yerimi degistirmeme neden oldu. Doganin dengesini bozmayim!

Ve iste turun en eglenceli kisimlarindan biri. Yanimizda getirdigimiz seylerin guzel muhabbetler esliginde tuketilmesi.

Sicak cay esliginde acik havada muhabbet! beni taniyanlar bilir buna ne kadar duskun oldugumu ve hayattan aldigim zevki kat be kat artirdigini. haftalarca arayip da bulamadigim termos`u bulup hediye eden arkadasim Erhan`a da burdan sevgiler…

Donus yolunda inanilmaz bir sekilde yuklenmemiz gerekiyordu pedallara. Ancak bu Isil`in ilk turu oldugu icin haliyle kizcagiz yoruldu. Bir muddet yardim etmeye calistim itekleyerek ama 14 mil de oyle ha diyince bitecek bir sey degil ki. Saat 6`dan once bisikleti teslim etmemiz gerekiyor yoksa bir gunluk tarife odemek zorunda kalacak. Az gittik uz gittik bildiginiz dumduz gittik. Malum dag yok tepe yok! Ama 6 milden sonra Isil benden bu kadar dedi. Yuzune baktigimda limitini gectigini fark ettim. Ayni yollardan bizde gectik. Bir insanin artik daha fazla yapamayacagim dediginde yuzundeki ifadeyi cok iyi bilirim. Moral vermek icin surekli yeni cumleler kursam da hic gaza gelemem deyince yeni alternatifler aramaya basladik. Paralelimizdeki yola bir cikis bulup otostop cekmekten baska caremiz kalmadi.
“Ben gelemezsem, arabada yer olmazsa tek basina gider misin? Seni karsilamaya gelirim” dedim. Denize dusen yilana sarilir mantigiyla vurduk kendimizi yola. Profesyonel bisikletci olmanin yaninda zora dustugumuzde profesyonel otostopcuyuz ayni zamanda. Turlarimizi takip edenler bilir. Bir cip iki cip derken arabalar durmayinca biraz daha ileri gittim. Yolun cep kismina yakin bekliyoruz ki gelen kolayca durabilsin. Bir tane spor araba bizi gectikten sonra kaldirim gibi yere cikip ordan cimlerden cep kismina indi. Ta ki yanimiza gelip ‘bir sorun mu var? Yardimci olabilir miyim?’ diyene kadar bizim icin durdugunu anlayamadik. Son model bmw spor arabasinin arkasina bisikletini baglamis, camuruna bakilirsa da araziden geliyor. Iste bisikletci bisikletcinin halinden anlar.
Bak amcacim “arakadasim cok yoruldu, kendini iyi hissetmiyor ve acelemiz var. Saat 6`dan once DC`de olmamiz ve bisikleti teslim etmemiz gerekiyor,” dedim. Hadi yukleyelim, en yakin metro istasyonunda sizi birakayim demesin mi! Biz de olsa oyle bir arabaya iki bisiklet daha baglamayi kimse goze almaz. Hos tekini de baglamazlar. Isil`inkini bagladiktan sonra “seninkini nasil yapacagiz?” diyor? Benim icin sorun degil. ben ona yetisirim, lutfen siz onu birakin diyor ve defalarca tesekkur edip caktirmadan da plakayi aldiktan sonra tekrar kanal yoluna donuyorum. Bisikletci kapanmadan once yetiseyim diye bas Allah bas. Ortalamam 30-35in altina hic dusmemistir. Aktarma yapip gelmek zorunda olan Isil`dan tam yarim saat once variyorum. Telefonla ulasamayinca her Turk gibi aklimdan yaziyorum da yaziyorum. Acaba ne oldu? Indi mi? Bindi mi? Nerede kaldi bu kiz? Kayitlari kontrol etmeleri icin gorevlilerdne yardim istiyorum. Tam o sirada Isil ariyor metroda ariza var bir durak sonra oradayim diye. altiya bir kala yetisiyor boylece fazla para odemekten de agiz egmekten de kurtuluyoruz.
Defalarca ozru dileyip, gununu berbat ettim dese de kesinlikle ona katilmiyorum. Biz de basladigimizda Armstrong degildik herhalde. Yani ne demek oluyor bu! Simdi Armstrong`um hahahhaha
))) Hem adi ustunde gezi performans turu degil ki!
Isilcan linki atinca okuyacaksin nasilsa o yuzden burdan yazayim. Gunumu senlendirdin. Ne iyi ettin de tura geldin. Oyle bundan sonra 15 sene bisiklet benim icin bitmistir falan diyerek de bisiklete veda edemezsin. Esas turlar bundan sonra baslasin. Tamam mi!
Sevgilerimle…
Great Falls of Potomac 08.08.2009
Merhaba Arkadaslar,
Hani iki haftadir sayiklayip duruyorum ah bi selaleye gitsem, aman da bi su gorsem, daga tasa karissam, insanlardan azicik uzaklassam ama yalnizligi da hissetmesem diye… Nihayet bu hafta bu istegimi gerceklestirdim.
Evden ciktiktan sonra kendimi merkeze dogru saliyorum. Burasi cadde uzerinde kucuk dukkanlarin siralandigi M Street,

Burasi da meshur George Town Universitesi,

Bu da benim bugun takip edecegim kanal yolu,

Bu da Washington muhabiriniz Kevser,

Bu stabilize yolu takip ederken sol tarafimda Potomac nehri sag tarafimda Canal kaliyor.

Sari, yesil ve mavinin tonlari birbirine karismis tipki benim duygularim gibi.

Cennete acilan kapi bu deseler inanir miydik?


Nehirde cok gordum de kanalda kano kullanan insanlari ilk defa goruyorum.

Sol taraftaki asfalt yolu genelde yol bisikleti olanlar tercih ediyor. Ama ben topragin hisirtisini duymak icin yukariyi tercih ediyorum.

Zaten asfalt yol ileride kanalin uzerinden Bethesda (Maryland) tarafina donuyor. Yani Kanal boyunca asfalti takip edeyim derseniz rotadan sasiyorsunuz. nerden mi biliyorum? Daha once denedim de ordan hahaha…

Bazi yerlerde kanaldan nehre baglanti var. O yuzden de bu tahta kopruler yapilmis.

Kanal uzerinde bilmem kac tane kilit var. Bu kilitlerin kimisi kapali kimisi acik. Suyu bu sekilde kontrol ediyorlar.

Kilitli yerdeki suyun durgunlugunda yosunlar gorulmeye deger. Goze hitap eden cok guzel bir goruntu cikmis ortaya.


Kanal ile nehrin parallelligi arada sirada bozuluyor. Nehri yeniden gorebildigim ender anlardna biri.

Bisikleti yatirip uzerine makineyi koyuyorum. Tam fotografi cekerken birisi dustugumu zannederek “yardima ihtiyacin var mi?” diye yanima geliyor.

Sagol deyip daha ciddi bir poz daha veriyorum. Hava o kadar sicak ki durdugum anda aninda terlemeye basliyorum. Zaten kollarimdan akan terden de durum bellidir.

Chesapeake & Ohio Kanal`i Washington`dan baslayip Cumberland`da sona eriyor. Toplam uzunlugu 184,5 mil yani yaklasik 298 km kadar. Inanilmaz olani ise Pennsylvania yakinlarina kadar bu yoldan kanali izleyerek bisikletle gidebilecek olmaniz. Bu tarihi kanal zamaninda cok etkin bir sekilde kullaniliyormus.

Ve iste ilk 10 mili tamamladim. 16 kilometrenin sonunda enerji barlarindan birini yiyerek kendimi odullendiriyorum.

Arkamda gordugunuz kanalda su azaldigi icin cukurlari otlar dolduruyor.

Hic bilmedigim bir yere giderken en cok sevdigim sey acaba karsima neler cikacak diye heyecanlanmam. Sevmedigim sey ise ne kadar yol gidecegimi bilmedigimi icin gorecegim seyler icin sabirsizlanmam.

ne guzel. buarad insanlarin cumartesi gunu diye bir kavrami var. kendilerine zamna ayirabiliyorlar. Biz garipler de yani ozelde calisanlar Pazar gunu ailemize mi ayiralim, gezelim mi, ev isi mi yapalim, kendimizle mi ilgilenelim sasirir iki ayagimizi bir pabuca sokariz.

Dar bir yoldan gecerken ustume bir turist kadin atliyor. Amanin ne oldu saskinligini yasarken yaninda dikilen yilandan korktugunu anliyorum. Sanirim yilan da ondna korktu bagirinca kacmaya basliyor. Bisikleti aldigim gibi yanina gidiyorum. Temkinli bir sekilde yaklasip fotografi cekmeyi basariyorum.

Ta ta taaa nihayet kayalar gorunmeye baslandi. Bu da demek oluyor ki selaleye az bir yolum kaldi.


Ve iste Great Falls selalesi dedikelri yer. Himmm! Daha yuksek bir sey bekliyordum desem yalan olmaz. Bu Karadeniz`de ya da Akdeniz`de adim basi gorebilecegim sey oldugu icin sadece anin tadini cikarmaya calisiyorum.



E onlar da hakli tabi. Bu kadar duz bir memleket de buna da sukur.

Hey yavrum hey! Kevser neler gordu bir bilseler o zaman buraya degil bana bakarlardi agzi acik. Cidden oralara gittin mi? Bahsettigin yerler Turkiye`de mi diye? peeeehhh…


Bi de beni soyle cek bi de boyleee diyebilecegim kimse olmadigi icin kosup yetistigim kadariyla idare edin hahahaha…



Suya girmenin neden tehlikeli olabilecegini adim adim anlatan tabelalar da cok hosuma gitti.

Eski zamanlari yasatip turistlere hos vakit gecirmeye calisan insanlar. Iki tane ata bagladiklari iple Kanal`da belli bir mesafeye kadar insanlari getirip goturuyorlar. Insanlarin baya ilgisini cektigini soyleyebilirim.




Eymir`dekini aratmasin diye evden balik-ekmegini hazirlayip kendini piknik masasina atan Kevser`in menusunde ayrica meyveler, meyce suyu ve de kabak cekirdegi bulunuyor.

Ve iste Turklugu ile gurur duyan insan bakisi,

Sincap pesinde kosarken “ho ho houw” diyorum kendime son anda fark ettigim orumcek aginin dibine kadar gelerek.

Ilk defa boyle etek giymis gibi duran bir orumcek goruyorum. O kadar belgesel izlememe ragmen hic denk gelmemisim.


Artik pesinde kosmama gerek kalmadi. Kerata kendisi geldi yanima yerdeki ekmegi fark edince.

O kadar sevimli yiyor ki gormelisiniz,

Bu da sanki birisi ekmegine ortak cikacakmis gibi kendini arka ayaklarindan agaca asip bas asagi ekmek yedigi an hahahah…

Izlemek hosuma gitti ya ” al bakem bir de uzum ye” diyorum.

“Daha baska bir sey yok mu?” der gibi bakiyor bana…

Uludag gazoz sisesine yasladigi cep telefonundan muzik dinleyip (yaninda mp3 playeri oldugu halde) cekirdek citleyerek klasik Turk izlenimi veren Kevser ardinda biraktigi cekirdek kabuklarina bakarak yine bir is basarmiscasina kendisiyle gurur duyuyor atalari adina hahahah
))

Donus yolunda gozume bir sey carpiyor. Kafami tekrar kanala ceviriyorum.

O kadar yavas ve sinsi ilerliyor ki orada bir canli oldugunu fark etmek zor. Renklerinin guzeligine bakar misiniz?

Her seferinde farkli yollardan eve donuyorum. Bu yuzden de her seferinde yeni yerler kesfediyorum. Yine ordan burdan aradan dereden derken geldigimden beri ilk defa sahile benzer bir yer buluyorum. Cok hosuma gidiyor. Bisikleti kucakladigim gibi asagi iniyorum. Yer kisitli da olsa iki dakika oturup suya bakarak hayallere dalmama ve buradan uzaklasmama yetiyor.

Kilometre saati olmayana bu sorulmaz ama “Kevser bugun ne kadar yapti?” derseniz yanlis hesaplamadiysam 78 km civarinda diyebilirim.
Sen kilo vermissin diyenlere de “hayir ayniyim” diyorum surekli tabi evdeki tarti bozuk degilse. Sikilasmanin sirri her gun bisiklet kullanarak ayda yaklasik 1500km yol yapmama bakiyor. Gectim seni Iso gectim. Kulaklarini cinlatayim taaa buralardan…
Bir sonraki gezide gorusmek dilegiyle hosca kalin efemmmm.
Theodore Roosevelt Adası Keşfi 02.08.2009
Merhaba Bisiklet Meraklilari,
Aslina bakarsaniz dun yani Pazar gunu selaleye gidip size oradan fotograflar sunacaktim ancak ne yazik ki hava kosullari buna engel oldu. Oncelikle cuma gunu ille de selaleyi gorecegim diye aklima yazdim. Malum bu sene Karadeniz`e gidememis olmanin ezikligiyle kendimi yollara vurup nerede yesillik nerede su varsa icine dalmak istiyorum. Hal boyle olunca cuma gunu sinavdan sonra selaleye gitmek icin yola koyuldum. Yanimdaki tek sey bir sasal su bir de cikolata. Dedim yeter bunlar bana. O rotayi ise hocamdan ogrendim. Ne sanstir ki okula bisikletle gelen tek hoca benimki. Arkadsini arayip benim icin gidebilecegim rotalari sordu hatta bununla yetinmedi bir de gidip tanistirdi sag olsun. Nasil gidecegimi ogrendikten sonra “hayde bismisllah” deyip tek basima daldim ormana. Ouuuw her sey guzel super yolunda derken tek tek insan sayisi azalmaya basladi. Sag tarafimda kanal sol tarafimda nehir aralarda agclar… Mukemmel bir uyum. Yari yola kadar gelmistim ki oyle bir yagmur yagdi oyle bir yagmur yagdi sormayin! Artik agaclarin dallari da beni koruyamaz olunca daha ne kadar bulutun beni takip edecegini kestiremedigim icin yari yoldan donmek zorunda kaldim. Selale hayalleri suya dustu. Amma sulu oldu degil mi her sey! Ha merkeze vardiktan sonra tepemden asagi kovayla bosanircasina yagan yagmura ikinci kez nasil yakalandigimi tarif bile edemem. Bana kirmizi yandigi halde arabalar artik yol verir olmustu. hahahahah… Likya Yolu Turu`ndan Fethiyede yakalandigimiz 37 km boyunca yagan mermi gibi yagmurdan sonra uzun suredir boylesine maruz kalmamistim.
Her neyse cuma gunu hayallerim suya dustu. Cumartesi gunu ise helal et alacagim diye teee Fairfax denilen yerdeki Turk markete giderek 100km.nin uzerinde yol yaptim. Bu sefer amele gibi sirtimda tasimadim ama. Artikim bir bagajim iki de bagaj cantam var. O yuzden yolun benim gibi bir turcuyu zorlamayacagi rahatlikla soylenebilir. Aliskinim ne de olsa amele gibi tasimaya hahahah… .heh
Durun acele etmeyin geliyorum yavas yavas sadede. Pazar gunu ise sabahtan yine muthis bir yagmur yagmaya basladi. Ama ama yaaa ben bugun selaleye gidecektim dedim. Saatlerce yagmurun dinmesini bekledim evde saksi gibi dikilerek. Tam dindi gunes acti haydi cikayim artik dedigimde ise saat oldukca gec olmustu. Orman yolunda geceye kalmak hic de mantikli degildi. Ayrica dunun verdigi yorgunluk da vardi bacaklarda. O yuzden yakin yerlere gitmeye karar verdim.
Bugun size tanitacagim yer basliktan da goruldugu uzere Theodore Roosevelt Island. Bu ada sehri ikiye bolen Potomac nehrinin tam ortasinda yer aliyor. Gunlerce bakindim durdum acaba adaya bir gecis yolu var mi diye. Kisa bir sehir turunun ardindan girdigim bisiklet yollarinin bir baska kolu beni buraya kadar getirdi.

Ada karaya tahta kopru ile baglanmis. Sehrin icinde uzunca binlarin karsisinda olan bu adada ne bir tesis gorebilirsiniz ne de bir cimento parcasi. Adaya girdiginzi andan itibaren sehirden kopmussunuz izlenimini veriyor. Biz ayni duyguyu yasamak icin kilometrelerce yol almak zorunda kaliyoruz hepinizin bildigi gibi. Dogalligi korumaya o kadar ozen gosteriyorlar ki bu da hakikaten ozenilesi seylerden bir digeri.


Yuruyus, kosu, bebek gezdirme… Akliniza ne geliyorsa hepsi birarada. Bu arada benden baska bisikletci gormedim. Belki de denk gelmedik.

Mutluyum cunku ilk defa adam gibi bir araziye giriyorum.


Burada fark ettigim seylerden bir digeri ise dogal ortamda dogru duzgun cicek olmayisi. Gecen gun ormana girdigimde dikkatimi cekmisti. Buranin havasi Karadeniz`e benziyor ancak cicekler yok. Bu da yine ulkemizde ne kadar cok bitki cesidine sahip oldugunu bize bir kez daha hatirlatiyor.

Insanlarin kolayca yuruyebilmeleri icin sulak araziye uzunca tahta kopruler yapmislar,

Demiratim surada dinlenedursun,

Ben de yanina kurulup azicik manzarayi izleyim. Hos manzara dedigim sadece agaclar…

Ne oldugunu bilmedigim ancak rengine hayran kaldigim bir meyve,

Buyudukce rengi degisiyor. O kadar hosuma gidiyor ki graniti andiran goruntusu.



Ah Tasdelen vah Tasdelen. Duy sesimi! Zamaninda cok mu kinadim da seni basima geldi bilmiyorum ki! Amaaayn manyak misin o kadar yol tek basina gidilir mi? Insanin cani sikilir yahu kimseyle konusmadan diye… Al iste basima geldi. Her hafta tek basima geziyorum ustelik sadece hafta sonlarinda da degil.. Bizimkileri bir bos yakalasam nerelere gidecegiz de yok anacim yok…

Ada gezintim bittikten sonra bu beni kesmiyor bu sefer de Hayvanat Bahcesine gideyim diyorum. Bu sefer kopruden karsiya gecip baska bir bisiklet yoluna giriyorum.

E tabi ben gelene kadar saat baya bir gecti.

Aaa sincap diye sasirmayin! Ben ilk geldigimde oyle tepki vermistim de hahaha. Burada disarida kedi yok kopek yok ama her yerde her agacta bi suru sincap var. O kadar yakinima geldi ki cesaretinden dolayi arkadasi cekmek istedim sadece. Normalde cok urkek hayvanlar.

Bu da kirmizi panda. Sizi bilmem ama ben ilk defa goruyorum.

Saatten dolayi cogu yer ziyarete kapanmis. Ama sozum olsun bir ara gittigimde sizin icin fotograf cekecegim. Yine eve gitmem aksami buldu. Neyse ki bugun de kendimi oyalayacak seyler buldum da eve tikilip kalmaktan kurtuldum.
Bir sonraki gezide bulusmak uzere Allah`a ismarladik efendim.
Washington D.C`den muhabiriniz Kevser bildirdi. hahahahaha
))
West Potomac Parkta Kahvaltı 25.07.2009
Selam Olsun Canım Türkiye’me
Dun geceden plan yapip aklimin bir kosesine yazmistim. Bu sabah daha onceden gorup gozume kestirdigim West Potomac Park`ina gidip cimlere yayilip bir guzel kahvalti yapacaktim. Bu sabah Erk`i bos bildigimden “hadi hazirlan da kahvaltiya gidelim” dedim. Ama calisma saatleri yine degismis olacak ki ise gidecegini soyledi. Yine tek basina kalan Kevser acaba ne yapsam ki diye dusunur ve kendisini mutfaga atar. Turk marketten alan idare eder yufka ile celik tavada boregimsi bir sey yaparak bu gunu kutlamak istedim. Ama dedim ya celik iste teflon yok dibi tuttu. Tutsa da tutmasa da bugun o borek cimlerde yenecek. Konu kapanmistir. ” Engeller bizi yip-ra-ta-maz!” seklinde sloganimi atip kendimi sokaga attim.
Iste apartmanimizin onu,

Dupont Kavsagi`na geldigimde baktim ki bir aksiyon var hemen parka daldim. Insanlar bi araya gelmis dinleri hakkinda konusuyorlar. Ozgurlukle rulkesi iste!

Bugun cumartesi. Insanlar kendine ve ailesine zaman ayirmis nehirde ve etrafinda geziyor. Spor yapanlarin haddi hesabi yok.


Buradaki ordeklerin tipi boye. Azicik kavruk. Bizdeki gibi oyle bembeyaz beklemeyin.

Karsimda guneslenen bir aile,

Tamam burasi iyi gibi. Oncelikle bisikletimi yerlestireyim,

Sonrada kendime yer belirleyim. Burasi iyi gibi.

Bir maydanoza 3 dolar verip de alamadim ya hala icimde derin yaradir kendisi. Neredeyse Turkiye`dekinin 10 kati. Aman maydanoz yoksa ben de beyaz peynirin yanina salam koyarim deyip de uydurdugum kavruk boregim ve cikolatali gofretim.

Boregin mis gibi kokusunu alan yalniz ben degilim anlasilan. Tipinden de goruldugu uzere sinsi bir kaplan gibi adimlarini usulca ve kucuk kucuk atip govdesini iyice yere yaklastiran bu sevimli ordege ” yoooo hayir! Ama bana oyle bakma lutfen!” diyorum. Hayvanlara dayanamayacagimi bilen bilir. Simdi ona yiyecek verirsem devaminin gelecegini de biliyorum. Ay ne yapsam ki! Al bakalim kucuk bir parca ama aramizda kalsin otekilerine soyleme!

3,5,7… derken sayilari gittikce artti. Hic oyle urkek degiller. Belki burada onlari yakalamaya calisan olmadigindandir. O kadar cesaretliler ki elimden gelip alip kaciyorlar.

Boregin neredeyse yarisi bitti. Aa yoo yeter artik deyip pilimi pirtimi toplayip nehrin karsinia gitmeye karar veriyorum. Sadece agzima iki lokma atarak yerimden kalkiyorum.

Ve iste size anlatmaya calistigim bisiklet rotalarindan biri. Ronald Regan havaalaninin dibinde upuzun giden bir yol. Gordugunuz gibi iki seride ayrilmis. Gidis-donus. Kimse kimsenin seridine sollama disinda girmedigi icin bisikletciler de kosucular da kaza yapmiyor.


Nehir kenarinda yeni bir yer kestiriyorum gozume.

Tamamdir. Burasi da benim icin iyi.

Gecen sirf ucak inerken izlemek istiyorum deyip Erk beni buraya getirmisti de bir tane bile uzerimizden gecmemisti. Ama bugun ” Aman Allah`im!” diyecek kadar fazlaydi. Gecenki gibi hic gecmemesini dilerdim.

Turkiye`den gelirken getirdigim tek Turkce kaynak elimdeki bu Atlas. O yuzden sindire sindire acele etmeden her seferinde bir yazi okuyorum. Yakindan cekince gunesi de yiyince tabi boyle ablak bakabiliyor insan.

Plaj havlumu serip, coraplarimi da cikartip cimlere basiyorum. Ohhh iste huzur bu. Nehre karsi yatarken dergi okumak. Bu arada insanlar spor yapmaya devam ediyor.

Bu arada benim yemek sevkime ne oldu? Sanirim sicagi yiyince biraz kacti. Sadece cikolatami yiyorum. Ama ne yemek! Eriyen her damlasini kabindan yalayarak. Turkiye`den o kadar yol gelmis bosuna mi gitsin canim sey.
Jefferson Memorial ile Washington Monument birlesince sanki buyuk bir minareye sahip camiiyi andirmis degil mi?

Anacim bu ulkede de hic olay bitmiyor. Siren sesleri, polisler, ambulanslar. Simdi de karsidan helikopter havalandi. Kim bilir yine ne oldu? Ki baskent en huzurlu en sorunsuz yerlerden birisi!

Ucaklar inerken o kadar yakindna geciyor ki sesinden icim titriyor. Ardinda biraktigi hava akimindan kaynakli ruzgar ise Lost dizisinde ormandan gelen sesler gibi agac sallarini fisirdatiyor. Allah bismillah dersiniz gece bu olayi yasasaniz!

Ilerde Kevser`in gormek ve yasamak istedigi aile kavrami nedir diye sorsalar bu fotograftan baska hic bir sey bu kadar guzel anlatamaz. Cocuklarini da sosyal yasantilarina dahil etmis, kendini eve hapsetmemis, spordan ve yasam tarzlarindan odun vermeyen anne ve baba. Kesinlikle mukemmel!

Siz oylece bakip giderken Kevser yalnzi basina gezdi de bu kadar fotografi nasil cekti diye hic dusundunuz mu? Tamam otamatik cekim ama fotograf makinesini koyacak duzgun bir yer ara. Yoksa git kendin uydur. Olmadi ordan duser bir daha ara. Haydi simdi kos kizim. Zaten hava sicak. Ancak bu kadar olmus onda da heykeli kapatmisim.

Hemen hemen her kavsakta bir heykel var.

Bu da demin gordunugunuz kubbeli yapi. Jefferson Memorial,

Yine nehrin yaninda isteyen yuruyor, isteyen bisiklete biniyor. Insanlar birbirine karsi saygili olduklari icin “hop kardesim buraya bisikletliler giremez!” gibi bir kural yok.


Bunlari gorunce aklima ne geldi! Gidip binmek mi? Yoksa yuzmek mi? Yo hayir ikisi de degil. En son veda turunda kayik kiralayip da Eymir gibi bir golde az kalsin alabora oluyorduk ya. Hani yagmurdan ve ruzgardan sirilsiklam olmustuk. Ahhh ahhh hey gidi gunler!…

Smithsonian Enstitusu,

Ve iste hepimizin filmlerden ve haberlerden gordugu ve saray izlenimine sahip oldugu icin Beyaz Saray zannettigi US Capitol binasi.



Yine farkina vardigim bir ayrim daha! Biz de meclis parkinda kosup cirit atabilir miyiz? Adim bile atamayiz. Guya dunyada en cok dusmana sahip oldugu soylenen ve terorden bu denli korkan Amerika`ya da bakin! Herkes binanin dibine kadar gidip hatta dinlenmek icin onunde oturabiliyor. Bizim siyasilerimiz halkla icice olmaktan nedne bu kadar cok korkuyor acaba?..


Ve iste size bir Pedicab daha. Anne cocuguyla birlikte binmis.

Hem de bu sefer bunu kullanan bayan! Neyse ki kiz sansli. Donus yolunda erkek bir surucu gordum. Arkada iki sisko ve cocuklarini tasimaya calisirken %1lik egimi nasil tirmanmaya calistigini ve doktugu terleri izlerken Allah yardimcisi olsun dedim.

Adim basi rasladigim kiliselerden sadece bir tanesi. Tamam Hristiyanlar ama Koreli`nin kilisesi farkli’ Isvicreli ayri tapinak yapmis. Her sokakta mutlaka bir iki kiliseye rastliyorsunuz en kucugundne en buyugune kadar.

Yine bizi ilgilendiren kisim. Olup gitmeden onde Turkiye`de en cok gormeyi istedigim seylerden biridir yerdeki su resim. Yolu o kadar guzel organize etmisler ki. Tek yon 4 seritten olusuyor. En sag park etmek isteyen araclar icin ayrilmis. Hemen yaninda bisiklet yolu. Onun yaninda da iki seritten olusan arac yolu. Ha bu tabi ki genis caddeler icin gecerli. Bisiklet yolunu cizgi ile gostermeyen yerler de var. Ancak yine de bisikletliye karsi bir saygi var.

Bu da bisiklete verilen onemin diger bir gostergesi. Butun otobuslerin onunde iki tane bisiklet koyma yeri var. Belli bir yere kadar otobusle gidip sonra bisikletinizle devam edebilirsiniz.

Bu seferlik de gezim bu kadar arkadaslar. Haftaya yeni yerler kesfetmek icin yollarda olacagim. Sakin bana ne kadar gittin geldin diye sormayin. Kilometre saatim yok. Tahmini 50km falan yapmisimdir ama hissedilen 20km. Rampa olmayinca insna yorulmuyor da.
[b]Bisiklete bu kadar deger verilen bir yerde yasamak guzel. Ama ayni degerin kendi ulkemde verildigini gormek ve orada yasamak ise paha bicilemez. Insallah bu gunleri biz de goruruz diyerek gezi yazimi sonlandiriyorum.
Sevgilerimle.
Washington DC’de Bir Pazar Turu 19.07.2009
Merhaba Bisiklet Severler,
Tura gecmeden once sizlere soyle bir ilk izlenimlerimden bahsedeyim. Havaalanindan eve gelinceye dek yorgunluktan ve uykusuzluktan gozumu acabildigim kadar etrafi izledim. Oncelikle “aman Allah`im! Burasi nasil baskent yemyesil!” diye bir sasirdim. Merkeze yaklasinca yol kenarinda yayalar ve bisikletliler icin oze olarak yapilmis bisiklet yolunu gordum. Cift tarafli bu yolda herkes kendi seridinden cikmamak kaydiyla kosuyor, yuruyor, bisiklete biniyor. Sonradan ogrendim ki bu yolun toplamdaki uzunlugu 400km’mis. Biz de kendi ulkemizde bisikletle gezilebilecek yere gidene kadar trafikte kendimizi kasalim duralim. Hos burada trafikte bisiklet surmektense kendi ulkemin karislikligini tercih ederim. Tamam insanlar birbirine cok saygili, kurallara uyuyorlar ama hic abartmiyorum adim basi lamba var. O kadar da yesile denk geleyim diye ayarliyorum ama artik durup kalkip yayalari beklemekten gina geldi. Buraya geleli 12 gun oldu ama hala lamba olayina alisabilmis degilim. O yuzden en mantiklisi kalabaliktan kacip bir an once kendinizi bisiklet yoluna atmaniz. O zaman huzura kavusuyorsunuz. Nehrin kenarindan, agaclarin arasindan, cimlerin icinden gecen muhtesem bir yol. En yakin zamanda oralarin da fotograflarini ceker sizlerle paylasirim.
Bu pazarki tur fikri soyle olustu. Erhan sabahtan ise gitti Erkut ise ogleden sonra gidecekti. Hal boyle olunca yine bir Pazar gunu Kevser evde yalniz kalacakti. Madem ki artik bisikleti var evde durmamaliydi. Izdirap haline donusem ayaklarina kara sular inmesine neden olan o yollar artik eglenceli olmaliydi. Disarida dogru duzgun bir sey yiyemedigim icin taaa uzaklardaki Turk Market`e gitmeye karar verdim. Nehrin karsisin gecip ordan da Pentagon`un ilerisine gitmem gerekiyordu. Erkut da aklind kaldig kadariyla ban haritadna yollari tarif etti. Acelem var mi? diye sordum kendi kendime! hayir yoktu. Oyleyse biraz turlayip oyle gideyim dedim kendi kendime.
Sizin icin de bir kac fotograf cektim. (Hani burada Beyaz Saray yok falan demeyin. Onlari ayri bir zamanda ekleyecegim insallah.)
Bursi filmlerde gordugumuz Reflecting Pool denilen su meshur havuz. (Bir de benim bisikletim.)

Arkamda gordugunuz Dikilitas`a benzeyen yapi ise Washington Monument (Washington Aniti) (Niye senin kaskin yok demeyin. Daha ona sira gelmedi. Yavas yavas tamamlayacagim eksikleri.)

Burasi da Lincoln Memorial,

Girisinde altin renginde heykellerin bulundugu bu kopru ise nehrin karsi tarafina gecisi saglayan koprulerden sadece bir tanesi. (Arlington Bridge)

Nehir oldukca genis ve su sporlari icin elverisli. Su bisikletinden’ su kayagina’ kanoya kadar bircok sporu yaparken goruyoruz insanlari. Ozenmemek elde degil.

“Amerika`nin cogu obez!” derler ya inanmayin. Ben hayatimda bu kadar cok kosan ve bisiklete binen insanin oldugu bir sehir gormedim oldugunu soylerlerse de sak diye dusup bayilirim. Insanlar burada sporu hayatlarina dahil etmis. Valla cogu bildiginiz tas gibi. Kizilay merkezi dunusun! Iste oyle merkezi yerlerde bile kosan bircok grup var. Adamlar kirmizi isiga yakalaninca olduklari yerde kosuyor. “Ben hayatta boyle saatlerce kosamam” diyorum. Erhan da “erkekler daha hizl kosuyor neredeyse benim otobusu yakalamak icin kostugum hizda kosuyorlar” deyince ben kopmustum tabi.

Burasi da Air Force Memorial,



Kuslar da sicaktan yanmis olacak ki tepede ruzgara vermisler kendilerini.


Pentagon`un onunden de gectim ama kusbakisi bakmayinca insan onun Pentagon oldugunu anlamiyor ki canim. Bildigin kocaman bir bina gibi duruyor. Burada dogru duzgun tabela olayi yok. Bir yandna iyi bir yandan kotu. Goruntu kirliligi olusmuyor ancak o yapinin dibine gidip kucucuk yazisini okuyana kadar ne oldugunu anlayamiyorsunuz. Bu da kotu tarafi.
Neyse Pentagon beni cok da ilgilendirmiyor. Tek hatirladigin uzerine dusen ucak sayesinde tanindigidir. Onun yanindan gectikten sonra Colombia Pike yolu daha cezbedici. Neden? Cunku uzerinde Atilla Turk Market var. Daha dogrusu bakkal gibi bir yer. Keske orada da foto cekseydim ama gozum donmus olacak ki unutmusum. Burada cok fazla peynir cesidi olmasina ragmen aliskin oldumuz beyaz peynir ve zeytin yok. Oyle kahvalti mi olurmus caniiiiim, azicik ondna azicik bundan derken tam 3 poset doluyor. Sirt cantama yukluyorum ama ne yuk. Hani ben hep derim ya “esek gibi tasirim, kral gibi yasarim” diye bu kez hakikaten sirtimda bir tek semerim eksik.
Ayni yerden bir kez daha geciyorum anca bu sefer yuzumun gulmesi icin sirtimda tam 11kg’lik bir sevinc kaynagi var. Henuz bir bagajim yada bagaj cantam yok. O yuzde de eve gidene kadar kollarima kan oturuyor. Eeeee kolay degil tabi. Her keyfin bir bedeli var. Olsun en azindan cay icerken yanina halleyim, findikli canparem, eticinim var. Amerika`da biskuvi kavrami yok denecek kadar az. Tamam cok cesitli kurabiyeler var, ama yagi tuzu damak tadma uymuyor. Cok agir geliyor.

Kilometre saatim de olmadigi icin ne kadar gittim bilemiyorum ama Erkut`un dedigine gore git-gel 50km kadar varmis.
Eve gidene kadar yollarda helak oldum. E kolay degil 3 kilo bile tasimazken 11kg yuku sirtlamak. Marketteki Korhan Bey beni o yukle gorunce “sen nasil gideceksin boyle?” deyip durdu. Sahibi orda olsaydi seni arabayla eve birakirdi dedi ama kismet degilmis tabi. Fiyatlara gelince Turkiye`dekinin 2-3 kati kadar. E gemiyle o kadar yolculuk yapmanin bedeli bu olsa gerek. Buradaki marketlerde de durum cok farkli degil. Yiyecek icecek oldukca pahali. Ucuz diye maymun gibi kendimizi muza verirken 3 dolara kiyip maydanoza alamayisimiz da icimize oturdu. Oyle salatalikmis, cacikmis zate unut gitsin. Hepsi kolum kadar…
Korhan Bey`in dedigine gore yillardir ilk defa buranin havasi bu kadar guzelmis. Normalde daha nemli ve cekilmez oluyormus. O yuzden de bisiklette bunalmazsin cok fazla dedi. Allah biliyor tabi Kevser sikintiya gelemiyor, hemen daraliyor.
Nasil da gelir gelmez buranin da havasini degistirdim ama puhahahahhahaha!
Maceralarimiz devam edecek bizi izlemeye devam edin.
(Simdiden her seyi ozledim ama caktirmayin. Alismaya calisiyorum.)
Tum dostlara selam olsun. Sevgilerimle…